tumuoamock

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu

Yorumları

84Yorum
Söyleme Bilmesinler
DOĞAN KİTAP
Şermin Yaşar
Ürünü İncele
Okurken pinpon topu gibi bir ona,bir öbürüne gidip geldim;bir süre sonra bazen hepsine hak verirken, bazen de hepsini haksız bulurken buluyorsunuz kendinizi.Benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Dili oldukça akıcı ama sayfa sayısına bakıp hafife alınacak bir kitap değil.Çünkü yalnızca bir ailenin hikâyesini anlatmıyor;aileyi,sevgiyi,suskunluğu ve insanların birbirine söyleyemediklerinin hayatlarını nasıl değiştirdiğini sorgulatıyor. En sevdiğim tarafı,karakterleri tek bir pencereden göstermemesi.Her karakter kendi hikâyesini anlatıyor ve birine dair düşünceniz,başka birinin anlattıklarıyla bir anda değişebiliyor.Birine kızarken onu anlamaya, haklı bulduğunuz birinin aslında ne kadar haksız olduğunu görmeye başlıyorsunuz.Kimse tamamen suçlu ya da tamamen masum değil. Bittiğinde aklımda:Herkesin bir hikâyesi var ve biz çoğu zaman o hikâyenin sadece bize gösterilen kısmını biliyoruz.Kendi hayatınızdaki insanları ve söyleyemediklerinizi düşünmeye devam ettirdiği için sevdim.
Rüyalar Anlatılmaz (Karton Kapak)
EVEREST YAYINLARI
Nermin Yıldırım
Ürünü İncele
Rüyalar Anlatılmaz, kaybolan bir adamın hikâyesinden çok, konuşulamayanların ve geçmişte bırakıldığı sanılan yaraların hikâyesi. Rüyalarla gerçek arasında gidip gelen anlatımı, karakterlerin bastırdığı acıları ve suskunlukları yavaş yavaş ortaya çıkarıyor. Eyüp’ün kayboluşu aslında herkesi kendi geçmişiyle yüzleşmeye zorluyor. Kitabı okurken en çok şu düşünce kaldı aklımda: **İnsan, zaman varken konuşmalı. Çünkü söylenmeyen her şey bir gün başka bir biçimde geri dönüyor.** Hüzünlü, huzursuz edici ama etkileyici bir roman. Bittiğinde olaylardan çok, insanda bıraktığı o ağır his kalıyor. Bu arada bir Muabbir olarak "Rüyalar Gerçekten Kimseye Anlatılmaz" :)
Rüyalar Sarayı
JAGUAR KİTAP
İsmail Kadare
Ürünü İncele
Romanda, Osmanlı’nın gerileme döneminde devletin geleceğini öngörmek ve olası tehlikeleri önceden fark etmek amacıyla kurulan Tabir Sarayı’nda, yani bir tür rüya bakanlığında çalışan Mark-Alem’in yaşadıklarını okuyoruz. Köprülü ailesinin bir ferdi olan, sessiz ve içine kapanık bir karakterken bu tuhaf kurumda çalışmaya başlamasıyla giderek çevresinden ve hayattan uzaklaşıyor. Rüyaların toplandığı, sınıflandırıldığı ve yorumlandığı bu yerde Mark-Alem’in seçtiği ancak anlamlandıramadığı bir rüyanın “Ana Rüya” olarak belirlenmesiyle olaylar bambaşka bir yöne evriliyor. Rüyadaki semboller devlet tarafından farklı biçimlerde yorumlanıyor ve sonuçları oldukça ağır oluyor. Köprülü ailesinin hedef hâline gelmesi, Vezir’in evinin basılması ve Kurt’un beklenmedik şekilde idam edilmesi, rüyaların aslında nasıl bir korku ve denetim aracına dönüşebileceğini gösteriyor.
Kumların Kadını
MONOKL YAYINLARI
Kobo Abe
Ürünü İncele
Yazmaya başlarken bile ağzıma kum tadı geldi, siz anlayın. :) *Kumların Kadını* bence olay örgüsünden çok hissettirdikleriyle öne çıkan bir romandı. Okurken sürekli aynı şeyler yaşanıyor gibi görünse de aslında insanın zamanla bir düzene nasıl alıştığını fark ettiriyordu. Kum sadece doğayı değil, insanın kaçamadığı sorumlulukları ve alışkanlıklarını da temsil ediyor gibiydi. Yer yer temposu beni zorladı ama bu yavaşlık bile karakterin sıkışmışlığını hissettirmeye hizmet ediyordu. Fakat ben yoruldum doğrusu, üzülerek söylemek isterim. Bitirdiğimde bende çok büyük bir tat bırakmadı; bitti. Herkese hitap etmeyen bir eser. Çok radikal beğeniler uyandırabilecek bir eser; ya nefret ya sevgi.
Cennetin Doğusu
İLETİŞİM YAYINLARI
John Steinbeck
Ürünü İncele
İlk cümleyi kurmak bile zor; belki de bembeyaz bir sayfayı katletmenin ilk adımı bu. Neyse, deneyeceğim. İnsanlık tarihinin, hangi din olursa olsun, en çok bilinen ilk hikâyesi Adem ile Havva ve o malum elma meselesidir. Hemen ardından ise Habil ile Kabil gelir. Bilinen en eski, en kadim hikâye; insanlığa dair en kıymetli ders, en sarsıcı kıssa... John Steinbeck'in kendi aile hayatından da izler taşıyan bu eser, tam da bu Kabil ve Habil öyküsünü karakterler ve nesiller üzerinden muazzam bir şekilde yeniden yorumluyor. "Kötülük doğuştan mı gelir? Kalıtımsal bir geçiş var mıdır, yoksa sonradan mı kötü oluruz?" Bu ağır soruları okurken her satırda tepenizde hissediyorsunuz. Başlamadan önce o sayfa sayısı beni yorar diye korkmuştum ama inanılmaz güzel aktı. İnsanın cennetten kovulduktan sonraki varoluş hâlinin ta kendisi. Kusurlu, acı çeken ama tüm bunlara rağmen seçim yapma özgürlüğüne sahip insanın metaforu.