P. Argun

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif

Yorumları

45Yorum
Bir Garip Aşk Öyküsü
METİS YAYINLARI
Carl-Johan Vallgren
Ürünü İncele
19. yüzyılın karanlık atmosferinde açılan bu perde, kaderleri aynı anda dünyaya mühürlenen iki zıt kutbu bir araya getirir: Hilkat garibesi bir çocuk ve güzeller güzeli bir kız. Doğuştan sahip olduğu fiziksel kusurlar Herkül’ü halkın gözünde bir "yaratık" haline getirmeye yeter. Ancak asıl yalnızlığı, görünüşünden değil; insan zihnini okuma yeteneğinden kaynaklanır. Zihin okumak; insanların en gizli düşüncelerini, ikiyüzlülüğünü ve kötülüğünü doğrudan gözler önüne sererek onu toplumsal hayattan tamamen koparır. Dış güzellik kişinin içini yansıtamaz. Ne kadar korkutucu görünürse görünsün bir insan merhametli, saf bir yüreğe sahip olabilir; buna karşın toplumsal olarak "normal" kabul edilenler ahlaken yozlaşmış, acımasız ve çıkarcı olabilir. Toplumun dışladığı bu çocuk, zihnindeki seslerin ve ikiyüzlülüğün yarattığı yıkıma boyun eğmek yerine, sahip olduğu güçle kaderini kendi ellerine almayı ve intikamını aramayı öğrenmek zorunda kalır; çünkü dünya aslında oldukça kötü bir yerdir.
Rüzgar Adımı Biliyor
CAN YAYINLARI
Isabel Allende
Ürünü İncele
Zaman değişir, coğrafyalar farklıdır; ancak masumiyetin çığlığı hep aynı kalır. Tarihin farklı çarkları arasında ezilmesine rağmen insan kalmaya direnen milyonlarca insan coğrafyaların ve yüzyılların ötesinde ortak bir kaderi paylaşabilir. Her şeyin başladığı o yıkıcı “Kırık Camlar Gecesi”nin dehşeti Viyana sokaklarını sararken, henüz altı yaşındaki Samuel Adler’in çocukluğu da o tren peronunda geride kalır. Onlarca yıl ve okyanuslar ötesinde, bu kez ABD sınırındaki bir kampta yedi yaşındaki Anita Diaz çıkar karşımıza. Annesinden koparılan, bilmediği bir ülkede tek başına bırakılan bir çocuk... Gerçek dünyanın vahşeti karşısında sığınabileceği tek güvenli liman ise kendi hayal gücünün sınırlarıdır. Evet, bazı yaralar asla tamamen kapanmaz; sadece nesilden nesile kabuk bağlar. O kabuğun altındaki acıyı dindirebilecek, ruhu yeniden inşa edebilecek yegâne güç ise sevginin iyileştirici ve kucaklayıcı dokunuşudur.
Antoine Bloye
SEL YAYINCILIK
Paul Nizan
Ürünü İncele
Bir insanın hayalleri ne kadar büyüktür? Ya o hayaller hırslı adımlarla gerçeğe dönüşürken insandan geriye ne kalır? En alttan, demiryollarından başlayıp mühendisliğe kadar uzanan bu tırmanış, sadece unvanların değiştiği bir kariyer basamağı değil; sınıf atlamanın da ağır bedelidir. İşçi sınıfının omuzlarından burjuva salonlarına adım atan bir adamın yaşadığı aidiyetsizlik, ihtiras ve derin yalnızlık... Sınıf değiştirmek, köklerinden koparken başka birine dönüşmenin acısını da beraberinde getirir. Nizan, kahramanının gözünden dönemin acımasız mekanizmalarını ve toplumsal riyakarlıkları gözler önüne sererken yazarın toplumsal eleştirideki keskin kalemini de hissettiriyor. İşçi sınıfından kopup burjuvaziye geçen bir adamın ihtiras dolu portresi; sistem eleştirileriyle birleşerek insan psikolojisinin en karanlık ve gerçek köşelerine ışık tutuyor. Sosyal eşitsizlikleri, bireysel hırsların insanı nasıl dönüştürdüğünü ve yalnızlığın o soğuk yüzünü anlatan sarsıcı bir metin.
Peynir ve Kurtlar
METİS YAYINLARI
Carlo Ginzburg
Ürünü İncele
Peynir ve Kurtlar, 16. yüzyılın sonlarında İtalya’da yaşayan sıradan bir değirmencinin zihin dünyasını, inançlarını ve Engizisyon mahkemeleriyle mücadelesini merkezine alıyor. Menocchio’nun sarsıcı hikayesini anlatan eser; dönemin çalkantılı atmosferini ve trajikomik olduğu kadar derin evren algısını çok etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor. Siyasi, toplumsal ve ekonomik krizlerin halkı kasıp kavurduğu bir devirde dünyaya çok farklı, rasyonel bir pencereden bakarken “Yerin kulağı vardır,” diye hiç düşünmez. Haliyle düşünceleri Engizisyon’a kadar ulaşır ve kendini bir anda mahkeme karşısında bulur. Kendine has bu panteist düşünce tarzı yüzünden Engizisyon mahkemesinin hedefi haline gelen Menocchio’nun çağına sığmayan evren algısı, tarihe sorgulayan bir aklın asırlık çığlığı olarak kazınır. Peynir ve Kurtlar, "İnsan neden sorgulamalıdır?" sorusunu çok etkileyici bir potada eriten ve buz dağının görünmeyen taraflarını açığa çıkaran nefis bir eser.
Frida Kahlo Aşk Mektupları
KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ
Suzanne Barbezat
Ürünü İncele
Çocuğum, On yıl önce bugün evlenmiştik, sen tabii ki o günü hatırlamıyorsun, tarihini de, başka bir şeyini de. Sana bu çiçekleri gönderiyorum, her birinin içinde bir yığın öpücük ve tüm ömrümüz boyunca beslediğimiz sevgi var. Bu sabah uyandığım zaman aklıma geldi ve şöyle dedim: "Zocalo! Okula çok geç kaldım." (20 Ağustos 1929) Sana tapıyorum Frida” Kırılgan ama meydan okuyan, incinmiş ama direngen bir ruh o. Diego Rivera’dan Nickolas Muray’e uzanan satırlar, sadece bir kadının aşkını ve özlemini değil; inandığı değerlere bağlılığını da simgeliyor. Bedenindeki tüm yaralara rağmen ruhu asla teslim olmayan bir kadının sesine kulak vermek isteyenler için...