Ömer Faruk İnceler

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif
Üstat
Üstat

Yorumları

174Yorum
Agatha'nın Anahtarı
YAPI KREDİ YAYINLARI
Ahmet Ümit
Ürünü İncele
Kitabı okurken benim için en ilginç taraflardan biri Başkomiser Nevzat’ın henüz yolun başındaki hâliyle karşılaşmak oldu. Bugün artık oldukça tanıdık bir karakter olan Nevzat’ın ilk kez nasıl ortaya çıktığını görmek, kitaba ister istemez başka bir gözle bakmamı sağladı. Her şey 1998’de başlıyor. Yeniyüzyıl Gazetesi, Ahmet Ümit’ten gazete için polisiye öyküler yazmasını istiyor. Bu öyküler yaklaşık bir yıl boyunca yayımlanıyor ve Başkomiser Nevzat da okurun karşısına ilk kez burada çıkıyor. Daha sonra bu hikâyeler bir araya getirilerek Agatha’nın Anahtarı adıyla kitaplaşıyor. Başkomiser Nevzat’ı sonraki kitaplarından tanıyorsanız, Agatha’nın Anahtarı’nın sizin için başka bir tarafı daha olacaktır. Karakterin zamanla kazanacağı özelliklerin ve derinliğin ilk izlerini burada görmek mümkün. Bence kitabı özel kılan da biraz bu. Nevzat’ı tanımadan önceki hâline, yani her şeyin başladığı yere dönmek. İstanbul aynı İstanbul, cinayetler aynı karanlık. Nevzat ise henüz yolun başında.
Nasıl Ölünür? (Karton Kapak)
TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI
Emile Zola
Ürünü İncele
Nasıl Ölünür, beş kısa öykü üzerinden insanın hayatla ve ölümle kurduğu ilişkiye bakıyor.Öykülerde büyük olaylar, olağanüstü hayatlar yok.Aksine hepimizin aşina olduğu sıradan telaşlar, gündelik dertler ve küçük meseleler var.Fakat Zola,bu sıradanlığın içinde fark etmeden geçip giden zamanı nasıl tükettiğimizi göstermek istemiş. Zola’nın anlatımı süslü değil.Hatta yer yer soğuk ve mesafeli. Kitabın etkisini de biraz buradan aldığını düşünüyorum.Okuru duygularla yönlendirmek yerine,olanı olduğu gibi gösteriyor. Ölümün karşısında insanın ne kadar savunmasız kaldığını abartmadan,olduğu haliyle anlatıyor. Aradan yaklaşık 150 yıl geçmiş olmasına rağmen anlatılanların hala bu kadar tanıdık gelmesi asıl çarpıcı tarafı.İnsan değişmiş gibi görünse de telaşlarımız pek değişmemiş.Günlerimizi dolduran önemsiz şeylere kızıyor,erteliyor,oyalanıyor ve çoğu zaman gerçekten önemli olanı sonraya bırakıyoruz. Ölüm bir yerde beklerken,biz hala küçük şeylerin peşinde ömrümüzü tüketiyoruz.
Adaletin Kalesi: Nizamülmülk
TİMAŞ YAYINLARI
Okay Tiryakioğlu
Ürünü İncele
Tarihin sadece fermanlardan, taht mücadelelerinden ve meydan savaşlarından ibaret olmadığını, devletlerin omurgasını asıl tutan şeyin adalet zırhı olduğunu Nizamülmülk'ün hayatı üzerinden bir kez daha hatırlatan nefis bir kitaptı. Okay Tiryakioğlu, Nizamülmülk’ün zekâsını ve devlet yönetimindeki ustalığını anlatırken Büyük Selçuklu’nun yükselişinin ardındaki insanı da gözden kaçırmıyor. Bilgeliği, adaleti ve gerektiğinde taviz vermeyen duruşu hikayenin içine öyle doğal yerleştirmiş ki, okurken koca bir devletin nasıl bir anlayış üzerine yükseldiğine tanıklık ediyorsunuz. Gücün ve iktidarın ne anlama geldiğini düşünürken, bütün bunların adalet olmadan ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha anladım. Üstelik bunu karakterleri ve dönemin atmosferini hissederek anladım.Tarihi roman tutkunlarının dimağında uzun süre yer edecek, kütüphanede dönüp dönüp bakılacak türden bir eser. Devletin büyüklüğü sınırlarının genişliğiyle ölçülmez, adaletinin ulaştığı insan sayısıyla ölçülür.
Geliştiren Anne-Baba
KRONİK KİTAP
Doğan Cüceloğlu
Ürünü İncele
Bir çocuğun gözünden bakabilmek düşündüğümden çok daha büyük bir cesaret istiyormuş. Kitabı okurken bunu birkaç kez kendime itiraf ettim. Çünkü mesele kendi doğrularımızı, alışkanlıklarımızı ve bize öğretilen ebeveynlik biçimini de sorgulayabilmek. Kitabın bende en çok karşılık bulan tarafı çocuğu sürekli düzeltilmesi gereken bir proje gibi görmek yerine, olduğu haliyle tanımaya ve kabul etmeye davet etmesiydi. Okurken kendi çocukluğuma da döndüm. Bazı anılar sandığım kadar masum değildi. Doğam Hoca, insanın büyüdükçe çocukluğuna başka bir yerden bakabildiğini tekrar hatırlattı. Özellikle empati konusunda söyledikleri üzerinde uzun uzun düşündürdü. Empatiyi bilmeyen bir yetişkinin, empati kurabilen bir çocuk yetiştirmesi gerçekten ne kadar mümkün? Kolay okunan, dili sade bir kitap. Ancak bazı cümleleri okuyup geçmek yerine insanın kendi hayatında karşılığını araması gerekiyor. Bir çocuğu anlamak, geçmişte kalmış bir kapıyı yeniden açmak gibi..
Aşka Dair
KAPI YAYINLARI
Prof. Dr. İskender Pala
Ürünü İncele
Aşkı bir konu olarak ele almamış, bir dil olarak ele almış İskender Pala. Divan edebiyatı bize hep anlaşılmaz, ağdalı diye öğretildi. Oysa mesele dilin zorluğu değilmiş, meselenin kendisi, yani aşkın kendisi zormuş. Aşkı böyle çok katmanlı, böyle acıtarak yaşayabilmek zormuş. Divan şairlerinin “sen”i aslında hep aynı sen miydi, yoksa her biri kendi yangınını mı anlatıyordu, bu soruyla baş başa bıraktı beni kitap. Bu soru zihnimde dönerken dönüp bugüne baktım. Günümüzün aşk dilinin ne kadar fakirleştiğini, duygularımızın nasıl sığlaştığını fark ettim. Bir zamanlar gam ile elem arasındaki o ince nüansı bile ayırt eden devasa bir hassasiyet varmış. Şimdi ise ruhumuzun tüm derinliklerini "kötü hissediyorum" cümlesine sığıştırmaya çalışıyoruz. Aşka Dair’i bitirince eski bir gazeli açıp yeniden okudum. Hiç anlamadığım kelimelerle. Ama garip biçimde, daha çok anladım. Meğer kelimeyi bilmek gerekmiyormuş; aynı yangından geçmek yetiyormuş.