Deeds

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif
Üstat
Üstat

Yorumları

109Yorum
Taşların Anlattığı
İLETİŞİM YAYINLARI
Clara Dupont-Monod
Ürünü İncele
Taşların Anlattığı, daha anlatıcısını seçerken diğer romanlardan ayrılıyor. Ne var ki kitabı bitirdiğinizde, taşların dile gelmesinin romanın özgünlüğünün yalnızca en görünür tarafı olduğunu fark ediyorsunuz. Engelli bir çocuğun dünyaya gelişiyle değişen aile dengelerini anlatan yazar, asıl ilgisini bu değişimin kardeşler üzerinde bıraktığı izlere yöneltiyor. Aynı gerçekle karşılaşan çocukların sevgiden korumacılığa, öfkeden kabullenişe uzanan birbirinden farklı tepkilerini yargılamadan anlatması romanın en güçlü taraflarından biri. Kitabın özgün adı S'adapter, yani "uyum sağlamak". Gerçekten de romanın merkezinde tam olarak bu var: Hayat beklenmedik biçimde değiştiğinde, her insanın yeni gerçekliğin içinde kendine başka bir yer bulma çabası. Kısa, şiirsel ve böyle ince bir çizgide, duygu sömürüsüne başvurmadan etkileyici olabilen; aile, kardeşlik ve kabullenme üzerine zarif bir roman. Kesinlikle tavsiye ederim.
Dansa Davet
SEL YAYINCILIK
Jean Teule
Ürünü İncele
1518 yılında Strasbourg'da yüzlerce insanın günlerce kontrolsüz biçimde dans ettiği gerçek bir tarihsel olay... Jean Teulé, tek başına bile inanılması güç olan bu vakayı Dansa Davet'te açlık, yoksulluk, çaresizlik ve toplumsal çözülmeyle iç içe geçiriyor. Romanın en etkileyici yanı, insanların neden dans ettiğine kesin bir cevap vermeye çalışmaktan çok, onları bu noktaya getiren dünyayı göstermesi. Normalde neşe ve özgürlükle özdeşleştirdiğimiz dansın burada bambaşka bir anlam kazanması ise hikâyeyi daha da çarpıcı hale getiriyor. Teulé'nin kara mizah ve groteskle beslenen kendine özgü anlatımı herkeste aynı etkiyi yaratmayabilir; ancak romanın dayandığı gerçek olay ve çizdiği toplumsal tablo son derece merak uyandırıcı. Dansa Davet, yalnızca tuhaf bir tarihsel vakayı değil, çaresizliğin sınırına ulaşmış bir toplumun neler yaşayabileceğini anlatan, sıra dışı ve kolay unutulmayacak bir roman.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
İLETİŞİM YAYINLARI
İlhami Algör
Ürünü İncele
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku’yu bitirdiğimde, hemen kitabı bütünüyle anlamlandırmakta zorlandım. Çünkü İlhami Algör, belirgin bir olay örgüsü kurmaktan çok, yaklaşan ayrılığı sezen fakat onunla yüzleşemeyen bir erkeğin zihninde dolaştırıyor okuru. İç konuşmalar, çağrışımlar ve zaman sıçramalarıyla ilerleyen anlatıda gerçek ile anlatıcının kuruntuları giderek birbirine karışıyor. Kahramanın, yazmayı düşündüğü hikaye de kendi tutkusunu farkında olmadan yansıttığı bir alana dönüşüyor. Böylece roman, yalnızca bir ilişkinin sona yaklaşmasını değil, insanın önündeki gerçeği kendi hikayeleriyle nasıl örtebildiğini de düşündürüyor. Kısa olmasına rağmen kolay kavranan bir kitap değil. Ancak gündelik dille şiirselliği buluşturan kendine özgü üslubu ve cevaplardan çok sorular bırakan yapısıyla, bittikten sonra da zihinde dolaşmayı sürdüren bir metin.
Esir Şehrin Mahpusu
KETEBE YAYINEVİ
Kemal Tahir
Ürünü İncele
Kemal Tahir'in Esir Şehrin Mahpusu romanı, Esir Şehir üçlemesinin ikinci kitabı ve ilk kitabın bıraktığı yerden devam ediyor. Ancak bu kez odaktaki soru değişiyor. İlk kitap "Bir insan nasıl uyanır?" diye soruyorsa, bu roman "Uyandıktan sonra bunun bedelini ödeyebilir misin?" sorusunun peşinden gidiyor. Kamil Bey'in vicdanı ilk romanda uyanıyordu; bu kitapta ise karakteri sertleşiyor. Doğru bildiği değerler uğruna direnç kazanmasını okuyoruz. Kemal Tahir'in en büyük başarısı ise karakterlerini siyah ve beyaz olarak çizmemesi. Toplumun dışladığı insanlar gerektiğinde onurlu davranabilirken, saygın görünenler aynı cesareti gösteremeyebiliyor. Hapishane de yalnızca bir mekan değil; işgal altındaki ülkenin küçük bir modeli haline geliyor. Bence Esir Şehrin Mahpusu, bir "ilk kitabın" gölgesinde kalan bir devam romanı değil; onun sorduğu soruyu tamamlayan güçlü bir devam romanı.
Su Adamı
İTHAKİ YAYINLARI
Aleksandr Belyaev
Ürünü İncele
Su Adamı romanını, aynı yazarın Hava Adamı isimli eserini çok sevdiğim için okudum. Bu nedenle benzer bir atmosfer bekliyordum ancak daha ilk bölümlerde iki kitabın oldukça farklı dünyalara ait olduğunu fark ettim. İlk başta masalsı dili ve çocuk hikayelerini andıran yapısı nedeniyle bir miktar hayal kırıklığı yaşadığımı söylemeliyim. Fakat zamanla kitaba çocukluğumdaki merak duygusuyla yaklaşmayı başardığımda romandan aldığım keyif de arttı. Bence Su Adamı'nın en önemli özelliği burada yatıyor. Kitap, bilim kurgu fikirlerini bir macera aracına dönüştürmesiyle değil, çocukluk hayal gücünü yeniden uyandırabilmesiyle değer kazanıyor. Roman aynı zamanda aidiyet üzerine de düşündürüyor ve şu soruyu soruyor: İnsan nerede yaşarsa oraya mı aittir, yoksa ait olduğu yer onu kabul eden yer midir? Belki de bu yüzden Su Adamı yalnızca bir bilim kurgu romanı değil; çocukluk hayal gücü ile yetişkin yalnızlığı arasında kurulmuş etkileyici bir köprü.