Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Lanetli Tavşan’ı severek okumuştum ama Kimse Bilmez, benim için kesinlikle bir adım öteye geçti. Birbirinden tuhaf, fantastik ve ürkütücü on öyküden oluşan kitap; tekinsiz ama bir o kadar da davetkâr atmosferiyle sizi hemen içine çekiyor.

​Bora Chung’un kalemi o kadar güçlü ki ne kadar olağanüstü olaylar yaşanırsa yaşansın karakterlerin hissettirdiği gerçeklikten kopmuyorsunuz. Yazarın notlarında belirttiği
hiper-gerçekçi biri olduğu vurgusu, kurgunun uyandırdığı sahici duygularla tam örtüşüyor.

“Ağaç”, “Su”, “Çatlak”, “Dağ”, “Mutlak Mutluluk” “Nessun Saprà” favorilerim. Yalnızca “Yağmurlu Gün” öyküsünü tam kavrayamadığım için sevemedim.

​Gerçeküstü, karanlık ama bir o kadar da insana dair, sınırları zorlayan hikâyeleri seviyorsanız Kimse Bilmez’e mutlaka bir şans vermelisiniz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk kitabı Kitapyurdu’ndan aldığım gibi bir solukta bitirmiştim. Kitabın kurgusu gerçekten insanı içine öyle bir çekiyor ki sayfaların nasıl aktığını anlamıyorsunuz. Tam reading slumpı kıracak, son derece heyecanlı ve akıcı çerezlik bir kitap. Her bölümün sonunda bir sonraki sayfada ne olacağını merak ettirmeyi çok iyi başarıyor. İkinci kitap 'Nebula'yı da çıkar çıkmaz hiç tereddüt etmeden hemen sipariş ettim. Akıcı, sürükleyici ve kafa dağıtmalık harika bir seri arayan herkes gönül rahatlığıyla şans verebilir. Bilim kurgu okuyayım ama böyle çok sayfalarca olmasın, kafamı yormasın bir oturuşta bitireyim hem de içinde acı-tatlı aşk olsun derseniz kesinlikle şans verin bence. İlk kitabıyla beraber okursanız tadından yenmez tabi :)
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Komşumuz Kafkasya
Dünyanın meşhur kavşak noktaları vardır. Tarihin nirengi noktaları diyebileceğimiz bu alanlar herhangi bir siyasi haritada ilk bakışta göze çarpar. Tarih boyunca büyük savaşların yapıldığı, bitmek bilmez mücadelelerin yaşandığı, etnik birçok unsurun birbirlerine karıştığı, ticari yolların çakıştığı bu noktalar deyim yerindeyse birer tarih laboratuvarını andırır. Üstelik bu meşhur noktalarla ülkemizin ilintili olduğu gerçeği de malumdur. Misal Ortadoğu (Batılıların deyimiyle) ve Balkanlar bu cümleden değerlendirilebilir. Bu iki namlı tarihi bölge ile ülkemizin kuzeydoğusunda bir saha vardır ki ne Balkanlardan ne de Ortadoğu’dan geri kalır.

Kafkasya namıyla anılan bu bölge emsalleri olan kavşak noktalarına nazaran ilim dünyasında istenilen araştırma oranına sahip değildir. Fakat böyle bir bilimsel tablonun olması, Kafkasya’nın siyasi, sosyal, kültürel ve iktisadi açıdan geri planda olduğu manasına gelmez. Sadece dünya gündeminin ekseni bazen farklı coğrafyalara odaklanır. Böylelikle diğer kavşak noktaları biraz geri planda kalır. Kafkasya’nın araştırma konusu olmadığı eksiklik olarak düşünülürse bu eksikliği ortadan kaldırmak için çaba gösteren Akademisyen Ufuk Tavkul’un “Kafkasya Gerçeği” isimli araştırmasını dikkate almak gerekir.

Belirli coğrafyalar üzerine yoğunlaşan akademik araştırmaların bazıları olayın köklerine ulaşma açısından yetersiz bir görüntü çizerler. Sadece tarih içerisindeki siyasi tablonun nasıl tecelli ettiğini gösteren bu sunumların olayların bütününü kavratma açısından yeterli olduğu savunulamaz. Daha bütüncül bir perspektiften bakmak için tarihin en temel unsuru insan öğesine yoğunlaşmak gerekir. Aslında Tavkul’un çabası bu aşamada ortaya çıkar. Bir coğrafyayı kendi kimliğine göre şekillendiren insani unsurların siyasi, sosyal ve en önemlisi kültürel açıdan röntgenin çekilmesi tarihin daha iyi anlaşılmasını sağlar.

Tavkul da tarihin öznesi konumundaki insanın tekrar altını çizerek ilk aşamada Kafkasya’daki etnik unsurları tek tek mercek altına alır. Tabii dokuz bölümden oluşan eserin en güçlü yönü etnoslar üzerine yoğunlaşsa da ilk üç bölüm Kafkasya hakkında genel bilgilendirmelere ayrılır. Kavramsal ve teorik çerçevenin layıkıyla çizildiği bu ilk üç bölüm sayesinde coğrafyayı şenlendiren insan unsuruna geçmeden önce habitatın ana bileşenleri aşikar kılınır. Kafkasya ile Türkiye’nin bağlantıları düşünüldüğünde hemen ülkemizin kıyısındaki bu coğrafyanın önemi daha iyi idrak edilir. Üstelik bölgedeki istikrarsızlığın ülkemize yansıyacağı gerçeği düşünülürse bölge üzerinde araştırmalar yapılması gerçeği ortaya çıkar ki eserin asıl misyonu buradan neşet eder.

İlk üç bölüm sayesinde hangi etnik unsurun coğrafyanın hangi birimine yerleştiği bilgisi akılda oluştuğu gibi tarihi yelpaze içerisinde bu şekillenmenin nasıl vücuda geldiği de ortaya çıkar. Kafkasya’yı mesken edinen kavimlerin tarihsel duruşlarının deşifre edildiği bu bölüm sayesinde zincirin halkaları biçiminde birbirini izleyen etnik unsurların bağlantı noktaları görünür olur. Burada Rus işgali öncesi ve sonrası diye bir ayrım göze çarpar. Rus işgalinin bölge için bir kırılma noktası olduğu bilinir. Bununla beraber emperyalist bir unsurun hedef coğrafyadaki emelleri ayyuka çıkar ki Kafkasya’nın nasıl bir cenderenin içinden geçtiği daha iyi anlaşılır.

Kafkasya’nın etnik kompozisyonunun ne derece önemli olduğu tarihi malumatlardan belirgin hale gelince, Tavkul, eserinin dördüncü bölümünden itibaren etnik ve sosyo-kültürel çözümlemelerine başlar. Eserde geçen Abhazlar, Adigeler, Karaçay-Malkarlılar, Osetler, Çeçen-İnguşlar, Lezgiler, Dargılar, Laklar, Avarlar, Kumuklar gibi etnik unsurlar tek tek mercek altına alınır. Bu genel anlatımdan sonra bu halkların birbiriyle olan etnik ilişkileri anlatılır. Sosyal etkileşimler demografik haritanın zamanla nasıl değiştiğini gösterdiği gibi birbirinden uzakmış gibi dayatılan halkların ortak kimlik özellikleri fark edilir. Aslında Rusya’nın hedefine binaen etnik açıdan istikrarsızlaştırılmak istenen bir coğrafyanın kimlikleri üzerinde oynanan oyun bir yerde deşifre edilir.

Etnik ilişkiler belirgin kılındıktan sonra Kafkasya’daki topluluklar sosyal açıdan analiz edilir. Sosyal yapının en net görüntüsü toplumsal tabakalaşmanın ne şekilde cereyan ettiğinin anlatılmasıyla ortaya çıkar. Tavkul, Kafkasya’da mevcut sosyal toplulukların tabakalaşmasını anlatarak sınıfsız toplum düzeninin aksine tekamül eden sosyal kompartımanları inceler. Hatta bazen fazla ayrıntıya matuf bu bölümde (Bölüm 6 Sosyal Yapı) sosyal tabakalaşmanın haritaları sunulur. Büyük ailelere varıncaya değin ismen verilen soy bilgileri dikkat çekicidir. İşin açıkçası bu şekilde bir detay olacağı ilk aşamada tahmin edilemez. Yazarın kitabını kaleme almadan evvel Kafkasya’ya dair uzun soluklu çalışmalarının olduğunu akla getiren bu yönelim eserin üzerindeki emeği gösterir.

Sosyal yapı detaylı bir biçimde anlatıldıktan sonra 7, 8 ve 9. bölümler sırasıyla hukuk, aile ve dini inançlar kısımlarına ayrılır. Bu bölümlerde bazen bir etnik topluluk tek başına ya da ilgili başlık altında genel olarak masaya yatırılır. Bu kısımlarda etnik unsurların birbirlerinden ne derece etkilendikleri gerçeği ortaya çıkar ki bölgenin istikrarı için Kafkasyalılık vurgusu aşikar olur. Benzer sosyal yapılanım ve anlayış geliştiren bu toplulukları birbirine bağlayan özelliklerin çokluğu dikkatten kaçmaz. Zaten uzun yıllar bir arada yaşama tecrübesi benzer bir toplum yapısını oluşturur. Bu açıdan eserin Kafkas halklarını ortak paydalarda birleştirerek ezber bozan bir çıkış yaptığını söylemek mümkündür.

İzah edilen etnik yapılanımla beraber linguistik özellikler üzerine yapılan tespitler de Kafkasya halkları arasındaki ilişkileri göstermesi açısından önemlidir. Eserin mühim iddialarından birisi de halkların millet başlığı altında sınıflandırmasının dil özelliklerine göre yapılması yönündedir. Zaten en nihayetinde dil özelliklerinin çok şey anlattığı, bilim dünyasında kabul edilmiş bir gerçektir. Kafkas dillerinde görülen bazı kelimelerin benzer orijinleri içermesi, bir dilin etkisini gösterirken, ana dil grupları ile o kelimelerin iltisakı sayesinde ilgili Kafkas kavminin dil üzerinden hangi milletin mensubu olduğu da anlaşılır.

Eserde Rus araştırmacıların çalışmalarından bolca istifade edildiği dikkat çeker. Rusya’nın emperyalist hedeflerinin Kafkasya ve ötesine uzandığı gerçeğinden hareket edilirse bu normaldir. Ama daha önemlisi yazarın Ruslardan geri kalmayan bir eser vücuda getirmesidir. Bölgedeki Türk kökenli unsurlar hesap edildiğinde, Kafkasya’daki tarihi Türk hakimiyeti düşünüldüğünde, bu tarz eserleri vücuda getirmek Ruslardan çok Türklere düşmektedir. Eserin bu minvalden Türk akademisinin potansiyelini yansıtması bakımından ufuk açıcı olduğu söylenebilir. İllaki bu eserden sonra Kafkasya üzerine ülkemizde çalışmalar yapılacaktır. Bahsedilen eserin rehber olarak kıymeti o zaman anlaşılacaktır.

Ayrıca eserde yer yer resimler ve haritalar kullanılır. Yoğun coğrafi anlatımın harita üzerinden gösterimi bazen zaruret olduğundan haritaların kullanımı yerindedir. Üstelik kitabın kapağına yansıyan harita eserde anlatılanlar açısından sık sık zihinde oluşmaktadır. Resimler Kafkas kültürünün birer yansıması şeklinde kendisini göstermesine karşın renkli olmaması bazı ayrıntıların seçilmesini engellemektedir. Bu tarz resimlerin renkli ve kuşe kağıda basılması ve ayrı bir kısımda verilmesi daha uygun olabilirdi. Son olarak eserde Kafkaslardaki bütün boyların tamgalarının verilmesi eserin özgünlüğünü, kalitesini ve kalibresini arttıran bir durumdur.

Sonuçta; Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar üçgeni arasında yer alan ülkemizin jeostratejik konumuna binaen araştırmalar yapmak, sınır ötesini tahkim etmek için ön koşuldur. Düşünüldüğünde son iki yüzyılda önemli hadiselerin bütünü adeta Bermuda şeytan üçgenini andıran bu üçgenin köşelerinde oluşur. Bu köşelerden Kafkasya’nın elbette ülkemiz için ehemmiyeti yüksektir. Coğrafyayı tüm bileşenleri ile bilmek, ilgili bölgeye göre politika üretmek için ön şarttır. Araştırmacılarımızın ve akademisyenlerimizin burnumuzun dibindeki coğrafyalara yönelik çalışmaları bu nedenle önemlidir. Zira ülkemize yansıması muhtemel sorunların önüne geçmek için 21. yüzyılın en değerli metası bilgiye sahip olmak çoğu zaman her şeydir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yiğit Aydın’ı, birisinin bu kitabın yorumlarında “Eller Kadir Kıymet Bilmiyor” programından bahsetmesiyle tanıdım ve iyi ki de tanımışım. Bu vesileyle önce programı izlemeye başladım, sonrasında da bu kitabı aldım.
Yazarın dili son derece yalın ve akıcı. Kitapta adı geçen ressamların hem hayatlarını hem de bu yaşam öykülerinin sanatlarına nasıl yansıdığını hiç sıkmadan aktarıyor. Ben normalde bir resme bakıp üzerine derin yorumlar yapabilen biri değilim ancak eserin derinine indiğinizde, aslında her tablonun o döneme ışık tuttuğunu ve ressamın ruh halini, içinde bulunduğu durumu size tam anlamıyla hissettirdiğini fark ediyorsunuz.
Sanat tarihine meraklıysanız ama benim gibi çok da boğucu detaylara inmeden keyifli bilgiler edinmek istiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitaba, Kitapyurdu'nun sayfasında gezinirken rastladım. Kitabın ismi çok hoş ve insanda merak uyandırıyor. Ayrıca arka kapağında birçok kişinin ve gazetenin kitaba övgüler düzmesi, ayrıca çok satanlar listesine girmesi de dikkatimi çekti ve kitabı alıp okumak istedim.
Aslında bu eser, lise veya üniversite çağlarında okunsaydı, insanın varoluş amacını sorgulaması adına güzel bir kıvılcım yakabilirdi. Fakat benzer kişisel gelişim kitaplarına aşinaysanız, size çok yüzeysel gelecektir. İnce bir kitap olmasına rağmen okurken bir an önce bitmesini bekledim. Sanırım bu tarz kitaplar Amerika’daki PR çalışmaları sayesinde popülerleşiyor, çünkü aynı beklentiyle aldığım “Bırak Yapsınlar Teorisi” de bana tam olarak aynı hayal kırıklığını yaşatmıştı.
Dünyada ilgi görmeyi hak eden, insanın derinindeki bir yerlerde gerçek bir kıvılcım ateşleyen, fakat bu kadar şişirilmemiş çok daha etkileyici kitaplar mevcut. Yine de daha genç yaş grupları için önerilebilir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eğer yazarın kitabını ilk defa okuyacaksanız öncelikle "O An" isimli kitabını okumanızı öneririm. Konu ilginizi çekerse bu kitabı okursanız neuro format mantığını daha iyi anlarsınız. İyilerin neden daha çok sıkıntı yaşadığını ayrıntılı anlatıyor. 5 ayrı demo örneği nasıl format atmanız gerektiğini ayrıntılı bir şekilde izah ediyor. Son bölümde hastalıklar ve olası travma nedenlerini anlatan güncellenmiş liste bulunuyor. Yazarın kitaplarının çok faydasını gördüm. İlgili olanlara tavsiye ediyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok kolaydır değil mi bir insanı olumsuz etiketlemek. Mahalle kültüründe de bu etiketleme hemen dedikoduya dönüşür ve yayılır gider. Her mahallede bir "deli" vardır sanki ve özellikle çocuklara ondan uzak durmaları öğütlenir. Neden peki? Bir düşünün hepimizin anılarında var buna benzer örnekler. Değerli zümrem, çok değerli hocam beni bu hikayede öyle bir yere götürdü ki içim hala sıcacık. Çocukluğum vardı o hikayede. Mahallemdeki "deli" diye dışlanan o kişi. Peki gerçekten "deli" olan o muydu? Ya o "deli" olarak nitelendirilen kişi gerçek bir kahramansa? Hikaye içinde hikaye...Bir yazma serüveni, yazar olma yolunda emin adımlarla ilerleyen bir kız çocuğu, günlük tutmanın önemi, mahalle kültürü ve "ötelememek". Asıl kaçmamız gereken kalplerdeki kötü düşünceler olmasın sakın. Kalplerimizin sevgi dolması adına 5.sınıftan itibaren okuyalım, okutalım. Kaleminiz daim olsun hocam.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aleksandr Puşkin ile birlikte Rus Edebiyatı'nın en önemli iki edebiyatçısı arasında gösterilen Mihail Lermontov, tamamlayabildiği bu tek romanına ironik bir isim vermiş. Aslında romanda bir anti-kahraman ile karşı karşıyayız. İnsanları kendi bencilliğiyle bezdiren, onların duygularını sömüren, acımasız bir kahraman bu. Peçorin, kendi atını çatlatacak kadar sürmekten geri kalmayan ve onu öldüren bir anti-kahraman. Ürpertici bir kötülük yayıyor. Kadınların duygularıyla oynayıp herkes tarafından sevilmek istiyor ve sürekli sıkılıyor, evet sürekli sıkılıyor. Kitaptaki öyküler aslında parça parça olsa da muhteşem bir bütünlüğe kavuşturmuş onları Lermontov. Kitabın her sayfasında onun bir deha olduğuna inandım ve kesinlikle müthiş bir saygı duydum. Okuduğum en iyi üç roman listesine kesinlikle alabilirim bu kitabı. Nefis...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı YouTube’daki konuşmalarından etkilenerek, çok farklı ve derin bir içerikle karşılaşacağımı düşünerek aldım. Yazarın binlerce kitaptan ve farklı isimlerden yola çıkarak bunları kendi süzgecinden geçirdiğini anlatması bende büyük bir merak oluşturmuştu. Ancak kitabı okuduğumda beklediğim etkiyi alamadım. Yıllardır psikoloji kitapları okuyan, enerji çalışmaları ve benzer konularla ilgilenen biri olarak bana yeni gelen ya da üzerinde düşündüren bir bilgiyle karşılaşmadım. Çakralarla ilgili bölümler de benim için oldukça tanıdık ve genel kaldı. Kitabın sonunda, kitabı bitirdiğimizde artık aynı kişi olmayacağımız yönündeki ifade de bende karşılığını bulmadı. Belki bu konulara yeni başlayan kişiler için farklı olabilir; ancak başlangıç seviyesinde bile konuları oturtacağını düşünmedim. Benim için YouTube’daki anlatımları kitaptan çok daha ilgi çekiciydı. Kitabı da bu konuşmalarından etkilenerek aldım. Bu yüzden uzun süredir bu alanlarla ilgilenenlere de önerebileceğim bir kitap olmadı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Eylül 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serhat Kaya’nın tüm eserlerini okumuş bir okur olarak, Azınlıkta Kaldık kitabına yaklaşımım ilk başta mesafeliydi. Alevi kökenli biri olarak "azınlık" kavramının bende yarattığı siyasi ve dini çağrışımlar, kitaba karşı bir ön yargı oluşturdu ve onu okumayı ertelememe neden oldu.
Ancak yazarın diğer yapıtlarındaki üslubuna ve bakış açısına olan güvenim, bu çekincemin önüne geçti. Eseri okuduğumda, yazarın bu kavramı beklediğim sığ kalıpların çok ötesinde, özgün bir renk ve derinlikle ele aldığını gördüm. Böylece hem ön yargımı aşarak nitelikli bir yapıtla buluştum hem de yazarın tüm eserlerini tamamlamış oldum. Kaleminize sağlık.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir