Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş

Kitapyurdu Fiyatı: 229,90TL

Ürüne Git
997Yorum
José Saramago, Portekizli yazar. Şair, oyun yazarı, gazeteci. Nobel ödüllü yazarın tarzı biraz farklı, noktalama işaretlerini kullanmayı pek sevmiyor. Karşılıklı dialoglar için virgül kullanıyor, uzun uzun anlatımların sonlarında da nokta. O yüzden alışması biraz zor olabilir, baştan bilmekte fayda var. Bu benim okuduğum ilk kitabı yazarın, muhtemelen daha çok okurum. Çok iyi anlaştığımızı düşünüyorum. Hayal gücü ile muhteşem göndermeleri, sarkastik bakış açısı, edebiyatla adeta dans edişi beni büyüledi. Bu kitapta, adı belli olmayan bir ülkede ölümün artık olmadığı bir güne uyanıyoruz. Ölüm hiç olmasaydı neler olurdu? Kaos, çaresizlik gibi çıkmaz kelimeler ve hisler ilk aklımıza gelenler değil değil mi? Sizi de düşündürecek, şaşırtacak bir kitap bence. Daha fazla bir şey demek istemiyorum. İyi okumalar...
Ölüm olmazsa ne olur? Sorusuna verilen cevabı okurken ikinci bölümde de; "Ben ölüm, gelmeden bir hafta önce sana mektup göndereceğim bakalım tutumun ne olacak?" Sorularının cevaplarını okuyoruz satırlarboyu...Okurken düşünüyoruz, düşünürken de yazarın anlatmak istediği nedir acaba deyip daha çok anlamaya çalışıyoruz. Bu durum beni inanılmaz keyiflendirdi. Hikaye içinde kapitalizm sisteme, yönetime, dine, iki yüzlülüğe ince ince dokundurarak yaptığı eleştiriler muazzamdı. "ÖLÜM" kelimesinin ö harfinin küçük yazılması hikaye boyunca noktalama işaretlerini çok fazla kullanmaması bile yazarın gösterdiği tepkidir aslında. Ölümü ben önemsemiyorum, sizde önemsemeyin der gibi okurlarına mesaj göndermesi de çok özgündü.
Ertesi gün hiç kimse ölmedi diye başlayarak kitaba çok etkileyici bir giriş yapmış yazar. Ölüm belki de en çok korktuğumuz kavram. Kim ölümsüz olmak istemez ki? Ama ölümsüz olmanın da doğuracağı sorunları yazar çok güzel anlatmış. Bir gün aniden ölümsüz olan bir kentte insanların önce mutlu olduklarını fakat ilerleyen zamanlarda ölmek için çareler aramaya başladıklarını görüyoruz. Sonunu bu şekilde beklemiyordum. Aynen adı gibi, kitapta ölüm bir var bir yok. José Saramago tarzını konuşturmuş yine. Etkileyici ve akıcı bir kitaptı.
Ben çok etkilendim kitaptan. Ölüm önce yok oluyor, toplum ve devlet bu ölümsüzlüğün getirdiği problemlere yüzleşiyor. Sonra ölüm geri geliyor, yeni bir düzenlemeyle artık haberli ölünüyor. Her yeni durumla birlikte rota yeniden oluşturuluyor. Her aşamada Kral, hükümet, din adamları, siyaset, sanat, ticaret, sağlık, emeklilik ve sigorta, ölüm ve mezar/defin işlemleri farklılaşmak zorunda kalıyor, yeniden pozisyon beliriyorlar. Değişmeyen tek şey "çıkâr". Kitap beni başından beri sardı. Beklentimin üzerindeydi. Bu arada benim llk Saramago okumam bu. Ölüm bile arayış yaşadı, kendi varlığını sorguladı kitapta. İlginç bir konudan ötesinde, derinlikli bir toplum eleştirisi, insana hayatı ve kendini ölçüp tarttıran bir roman. Saramago'nun yazım uslübu konusunda ön bilgilendirme gözünüzü korkutmasın, kaçmayın, çok sağlam bir düşünür, güçlü bir kalem.
Ölümden korkar her canlı, bu yüzden hayatta kalmaya odaklanmıştır. Ölümden kaçar kaçar, halbuki ölümün de en az hayatta kalmak kadar önemli olduğunu fark edemez. Adı bilinmeyen bir ülkede ölüm, görevinden istifa eder, artık kimse ölmeyecektir, bu karar üzerine şenlikler, kutlamalar başlar. Ancak fark edilir ki, tüm düzen ölüm üzerine kuruludur, Hayat ve sağlık Sigorta poliçeleri iptal edilir, sigorta şirketleri iflas eder, sağlık kuruluşları zora düşer, Yoksul hastalar bir kenara atılır, nasıl olsa artık ölmeyeceklerdir. Tam bir kaos oluşur, Ülke ölümü tekrar göreve davet eder, Ancak bir sorun vardır...
Çok zor okunan bir kitap . Yayınevinden ve çevirisinden de kaynaklanıyor olabilir. Konusu fena değil ama anlatımından dolayı ben sıkıldım.
Portekizli yazar Jose Saramago'nun 2005'te yayımlanan kitabıdır. Romanın konusu ise, bir gün bir ülkede insanlar artık ölmemeye başlar. Yazarın distopik eserlerinden birisidir. Ölümsüzlüğü arayan insana sonunda istediği verilmiştir. Ölüm artık yok. Ölümün gidişine ilk üzülen kilise olmuştur. Çünkü diğer dünya kavramı olmayınca kilise de olmaz. Olmayan bir şeyi pazarlamak da mantıksızdır. Herkes ölümsüzlüğü sadece kendi için ister. Başkaları için ölümsüz arayan kimseyi bulamazsınız. Zaten kimsenin ölmediği bir yerde ölümsüzlük de olmaz. Sonuçta ölümsüzlük ölümün olduğu yerlerde karşıt bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. İnsanın anlamadığı şudur ki: Ölüm, insanların kurdukları her düzenin bir parçasıdır. Mesela emeklilik sistemi ölüme yakın kişiler için olan bir sistemdir. Piramitler ölen firavunlar için yapıldı. Yeni şeyler başka şeyler yok olduğu için varlar. Aynı zihin hem eskiyi hem anı hem de geleceği beraber kaldıramaz.
Saramago yine muazzam bir "ya şöyle olsaydı?" kurgusuyla karşımızda. Kitap, adı bilinmeyen bir ülkede bir gece kimsenin ölmemesiyle başlıyor. İlk bakışta büyük bir mucize veya ütopya gibi görünen bu durum, kısa sürede tam bir kaosa dönüşüyor. Çünkü ölmek duruyor ama yaşlanmak, hastalanmak ve acı çekmek durmuyor. Huzurevleri dolup taşıyor, sigorta şirketleri kilitleniyor, kilise ve hükümet ne yapacağını şaşırıyor. Saramago, sistemin ve toplumun aslında ölüm üzerine inşa edildiğini harika bir ironiyle gözler önüne seriyor. İkinci yarıda ise Ölüm kişileşip bir çellistle temas kurarak sahneye giriyor. Bir varlığın yokluğu üzerinden hayatın, varoluşun ve sonlu olmanın kıymetini öyle güzel sorgulatıyor ki... Noktalamasız, akan üslubu başta biraz zorlasa da içine çekilmemek imkansız. Hem felsefi hem de mizahi yönü çok güçlü, sarsıcı bir başyapıt. Mutlaka okunmalı.
Enteresan bir konusu var ve ilgiyle okuyup bitirdim Tavsiye ediyorum.
Ölümün olmadığı bir hayat senaryosunun nasıl olabileceğini hep merak etmişimdir. Bu kitapla bu merakıma güzel bir cevap almış oldum. Akıcı ve güzel bir kitap.
Ölümde beklenen bir durum haline geliyormuş.
tam bir hayal kırıklığı, beklediğim gibi kitap değil
Körlük eserini okudugum için özellikle almıştım ancak aynı etkiyi bulamadım. Roman çok sevmem belki ondan.
İnsanoğlu sonsuza dek yaşamak arzusunda..Yazar hastalanan,yaralanan, yaşlanan bu bedenle bu dünyada ölümsüzlük olması durumunda karşılaşılacak kargaşayı ,acziyeti anlatmış...
"Körlük"le ilgimi çeken yazarın okuduğum ikinci kitabı. Doğrusu zorlandım ama bırakamadım da. Kitabın 2 bölümü var gibi. İlk bölüm ölümün olmadığı bir ülkeyi anlatırken 2.bölümde ölüm yeniden ortaya çıkıyor. Yazar ölümü bir insan gibi tasvir etmiş, nitekim hikayenin sonunda ölüm de adeta insanlaşıyor. Peki ölüm öldürmekten vazgeçtiğinde insan mutlu olabiliyor mu? Sorunun cevabı kitapta.
Güzel bir kitaptı. Herkesin konuya bakış açısı farklı , herkes farklı anlamlar çıkarabilir .
Bu yazarın kitapları hep düşünme odaklı bu olmasaydı söyle olurdu , söyle olsaydı böyle olurdu
ÖLÜMÜN GERÇEKTEN BİLİNEN AMA DÜŞÜNÜLMEYEN YÖNLERİNİ ANLATMIŞ
Ertesi gün hiç kimse ölmedi. Kitabın hem ilk hem de son cümlesi… Ölümün hiç olmaması ya da öleceğin tarihin önceden haber verilmesi… Her durumda da tam bir kaos ortamı hüküm sürüyor. Kitapta yazdığı gibi “Homo qui pulvis es et in pulverem revertis” yani “Topraktan geldik, toprağa gideceğiz.” Ölüm üzerine farklı bir kitap.. Ben beğenerek okudum.
Ataist bir yazar olan SARAMAGO, diger romanlarinda olduğu gibi bu romanında ölümün ortadan kalkinca ortaya çıkan karmaşayı yani Allah'ın yarattığı düzenin bozulmasıyla mevcut düzenin mukemmeligini okutturuyor.. Tefekkür ettiren bir kitap..