Uzun Bir Yalnızlığın Tarihçesi
Uzun Bir Yalnızlığın Tarihçesi

Kitapyurdu Fiyatı: 180,21TL

Ürüne Git
9Yorum
Bazı kitaplarda yalnızlık bir duygu olarak anlatılır; bu kitapta ise neredeyse insanın boğazına çöken, nefes almasını engelleyen somut bir şeye dönüşüyor. Uzun Bir Yalnızlığın Tarihçesi, II. Dünya Savaşı yıllarında bir Anadolu şehrine sürgün edilen bir insanın yalnızlığını, açlığını ve toplum tarafından adım adım dışlanışını anlatıyor. Fakat beni asıl etkileyen, bu yalnızlığın yalnızca devlet eliyle yaratılmamasıydı. İnsanların korkuyla, cahillikle ya da sadece kendilerini korumak uğruna bu dışlanmanın bir parçası hâline gelmeleri çok daha ağır geldi. Çalınan kapıların açılmaması, iş verilmemesi, küçücük bir kahvehane köşesinin bile çok görülmesi… İnsan bazen büyük kötülüklerden çok, böyle küçük görünen acımasızlıklara takılıp kalıyor.
Sürgünü , acıyı bu kadar şiirsel anlatması mı bu kitabın mahareti. Değil tabii. Yaşanılan bir sürgün olsa da sürgüne gidenden ziyade sürüldüğü yerdeki insanların yüreğine ekilen kötülüğe karşı direniş! Sürgün yalnızca bir kişi mi? Sürülen yalnız başına mı çekiyor cezasını! Aile ,eş ,dost ? Issızlığın içinde ön yargılara, her türlü açlığa ve kötücül davranışa karşı daha fazla kaybetmemenin çabası. Yalnızlığın tarihi yazılamayacak kadar uzun ya da yalnızlık an kadar kısa! Sabırlı, çaresiz ; kimsesiz ama tutkusu yitmemiş… Ve “Şiir” Sevgiler
Devletin ve toplumun baskısıyla yalnızlığa iletilen bireyin psikolojisini akıcı bir şekilde açıklıyor.
Bence konusu ve kurgusu çok iyi bir kitap. Yazım şekli biraz farklı gelebilir. Okudukça özellikle sonlara doğru beni daha çok sardığını hissettim. Çok beğenerek okudum.
Butik dediğimiz bazı yayınevleri var. Yavaş ve temkinli adımlarla ilerleyen. Seyrek; ama etkili eserler yayımlayan. Jaguar gibi, Alakarga gibi, Aylak Adam gibi ya da ‘h2o’ gibi. • İrfan Yalçın’da kıyıda köşede kalmış kalemlerinden yayınevinin. • Söyleşisinde edebi bakış açısını anlatırken ‘köşeye sıkıştırılmışları anlattım’ diyor. Burada da böyle bir yaşama tanıklık edeceğiz. • Bir şair. II. Dünya Savaşı. Sürgüne gönderilecektir N.’ye. İsmi önemli mi sürgünün ya da kentin? Değil diyor Yalçın. • 19 Aralık 1942’de başladığımız ve 4 Ocak 1947 tarihinde sonlandırdığımız günlüğünü okumaya başlıyoruz. ‘Özlemlerin ayrılıktan önce başladığını’ anlatan satırlar bunlar. • Ve arka kapakta okuduğunuz gibi ‘açlık ve yalnızlık’ umudu kemirecektir. Nereye kadar peki? İnsan bu ya. Dayanabilecek mi? Buyurun.
Kar altında bir anadolu kasabasına bir sürgün gelir. Suçlanmış fikirleri omzunda, bir ölüm ve bir terkediş ile uzaktayken kaybettiği sevdiklerini içinde sürükler dışlandığı bu kentte. Sürgünün yüzüne kapanan kapıları, yokluk içinde ki yalnız yaşamını, kara mizahın şiirsel lisanıyla anlatıyor yazar.
bir sürgünün anadoluda sürgünlüğü ve yalnızlığı
BİR YALNIZLIK VE DIŞLANMIŞLIK BU KADAR GÜZEL ANLATILIR ANCAK
Kısa bir yolculuğa çıkarken okunası bir kitap