Keşke Hiç Olmasaydık & Var Olmanın Kötülüğü
Keşke Hiç Olmasaydık & Var Olmanın Kötülüğü

Kitapyurdu Fiyatı: 290,95TL

Ürüne Git
32Yorum
Yazarın kendisi, argümantasyonuna “mantıksal safsata” eleştirisi yapılabileceğini belirtmiş ki evet bu kadar kıymetli kavramların adi bir toplumsallık seviyesinde “mantık 101” içinde boğulması ve asıl felsefî-metafizik derinliğe girememiş olması bu eleştiriyi haklı çıkarıyor. Bu editorial felaket kaçınılmaz olarak hem Oxford University Press’i hem de “kavram sevgisini” ifade eden yayıncıyı (ki bu kitapta kavramlar cazip olsa da altları hep boş kalmış.. resmen kavramların ırzına geçilmiş ve bu nasıl fark edilmemiş) ve tabiî çevirmeni de sorumlu kılıyor.
Biraz da ters açıdan bakalım diyen bir filozof ve çok etkileyici tespitleri olan bir kitap. Bu kitabı okursanız yazarın "İnsanın Çaresizliği" kitabını da mutlaka okumanızı öneririm. Öyle ağır bir kitap filan da değil, ortalama düzenli kitap okuyan herkesin okuyabileceği bir kitap, kimseyi korkutmaya gerek yok, anlaşılır bi kitap ve çeviri. İnancınız filan da sarsılmaz, ama bakış açınızı epeyce bir kaşıyacak orası kesin. Ben başta gençlere ve her yaştan okura, yazarın her iki kitabını da ısrarla tavsiye ederim. Hayata, anlamına, insanın geldiği noktaya kafa yoranlara...
Benim gibi alana hakim olmayanlar için ağır gelebilir, zira oldukça teknik bir anlatımla yazılmış. Esasında 20, 30 sayfaya sığdırmak mümkün kitap içindeki temel unsurları fakat yazar detaylı bir araştırma koymuş ortaya. Bu da sıradan okuyucular için zor bir durum haline geliyor. Diğer taraftan alana ilgili kişiler için keyifli bir araştırma olduğu muhakkak.
başyapıt. üremenin ahlaki olarak zararlı olduğunu ampirik yönden itiraza yer bırakmayacak şekilde kanıtlıyor benatar.
Kitabı beğenip beğenmemiz yahut haklı bulup bulmamanız tamamen hayatınıza yüklediğiniz anlam ile alakalı. Kitapta yapılan felsefe ile pratik hayatı birbirine karıştırmamak, bu soyut düşünceleri pratik hayatınıza taşımamak gerekiyor. Soyut ve felsefi açıdan mantıksal olarak doğru görünen her şeyi pratik hayatımızla iç içe tutarsak ya aklımızı kaybederiz ya da kendimize ve çevremizdekilere hayatı yaşanamaz hale getiririz. Örneğin şüphecilik kadar güçlü bir felsefi düşünceyi pratik hayatımıza yansıttığımızı düşünsenize. Şüphecilik kanımca mantıksal olarak yıkılamayan bir felsefi düşünce fakat pratik hayatımız ile karıştırırsak hayatımızı altüst eder. Bu verdiğim örnek ne kadar uygun bilemiyorum fakat demem o ki; soyut felsefi düşüncelere göre hayatımızı/yaşam tarzımızı şekillendirmek çok doğru değil gibi.
Yazar haklı
Bambaşka bir bakış açısıyla yazılmış güzel bir kitap
Konuyla ilgili değişik bir bakış açısı sağlıyor, farklı konularda okuma yapmayı sevenlere tavsiye ederim.
Bu düşüncede olan biri olarak kitabı aldım. Çok faydalandım. Farklı noktalara değinerek derdini iyi anlatıyor.
İkinci kitabını alınca ilkinide almak zorunda hissettim kendimi ama yazar son derece kötümser bir bakış açısına sahip...
türünün tek örneği sanırım. olgusal argümanlar üzerinden işleniyor.
Fikirler ne kadar uç noktada gözükse de ve bazen bazı anlatımlar kitapta dolaylı yoldan olsa da aslında ortak bir görüşü paylaşmaktayız anlatıcı ile. Zira yaşama addedilen anlamı çocuk yapmak ya da soy devamlılığı ile açıklamak kadar bayağı bir şey yok ve dünya bu çılgınlığa kapılmış durumda. Oysa anlatıcı bu çılgınlığın farkında, buna rağmen çok yoğun bir karamsarlık ve keskinlik var, benzer fikirleri paylaşmamıza rağmen beni bile bu yönüyle itti kitap...
ismail_aliyev 06 Şubat 2023
Biolojik olarak insanın dünyadaki amacı zaten çoğalmak, üremek ve hayatta kalmak. Bu insanın temel içgüdüsüdür.
Burcu Kafkas 21 Şubat 2023
@ismail_aliyev Ben sizinle aynı fikiri paylaşmıyorum. İnsanın dünyadaki varoluşu karmaşık bir konu ve bunu da subjektif olarak değerlendirmek durumundayız. Biyolojik gereksinimlerimiz ise beslenmek ve barınmak gibi temel şeylerle açıklanabilir, çoğalmak ya da üremek bir içgüdü değildir. Cinsellik ve hayatta kalmak, içgüdü ile ilişkilendirilebilir. Oysa ki üremek asla bir içgüdü olamaz zira bizi hayvanlardan ayıran en mühim özelliğimiz olan duygu ve düşünceler de insanın varoluş amacını subjektif olarak ele almak durumunda. Dünyanın bize öğrettiklerini ya da toplumsal öğretileri, içgüdü dediğimiz şeyden ayırmak gerekir. Ki üremek ve çoğalmak da tam olarak bu toplumsal öğretilerin dayatmasıyla alakalıdır.
Hayat o kadar korkunç ki, hiç doğmamış olmak daha iyi olurdu. Kim o kadar şanslı ki? Yüz binde bir bile değil! *kitaptan
Üreme karşıtlığını anlatan harika bir kitap bazen varolmamak varolmaktan daha iyidir gayet anlaşılır ve açıklayıcı
Yokluk; bu varlık aleminin ta kendisidir. Keşke hiç kalkışmasaydık yok olmaya.
bana göre şahane kitap, dünyaya - insana bakışında, yaşam konusuda ve en önemlisi hiçlik - varlık tartışmasında bazılarına karamsar veya fazla iddialı gelebilir ama bir o kadar da haklı.
Cioran ne diyor: "Uzun zamandir, oldum olasi, bu dunyanin bana lazim olmadiginin ve buraya alisamayacagimin bilincindeyim." Nihilist egilimleriniz varsa seveceksiniz.
fazla bilimsel, zor okudum ama argümanlarını gerçekçi buldum
Varolmaktan daha iyi olan şeyin hiç varolmamak olduğunun savunulduğu kitap, dünyanın sefalet ve ıstırap içinde olduğunu ve nüfusun devamlılığının sağlanmasının mantıklı olmadığını açıklıyor.
Aradığım hayat felsefesi buymuş!
1 2