Körlük
Körlük

Kitapyurdu Fiyatı: 306,20TL

Ürüne Git
363Yorum
Yazarın sıradışı yazım stiline rağmen son derece akıcı bir anlatımı var. Nokta ve virgülden başka hiçbir noktalama işareti yok. Hatta konuşma çizgileri dahi yok. Dümdüz gidiyor metinler. Kitap, distopya türden bir eser. Yazar, körlük salgını toplumsal yaşamı nasıl da felakete dönüştürdüğünü; (insanın içi kaldıramayacak kadar) etik değerlerin nasıl da yerle bir olduğunu merak uyandırıcı bir dille anlatıyor. Okurken düşündüren bir yanı var kitabın. Bedensel körlükten ruhsal körlüğe... "Körüz çünkü ölüyüz ya da ölüyüz çünkü körüz" Ve son eklemek istediğim; her ne kadar yapay zeka, otomatik dijital dünya vs. düşünülse de insan fonksiyonunu devre dışı bırakan bir dünyanın söz konusu olamayacağını apaçık görmüş oluyoruz. Herkesin kör olduğu bir toplumda su, elektrik, yönetim, kanalizasyon...gibi hayati önem taşıyan düzenin yok olması, felaketin başka bir boyutu.
98’de nobel edebiyat ödülü alan ve bunu sonuna kadar hak etmiş bir kitap. Sosyolojik anlamda toplumsal eleştirilere yer verilip psikolojik anlamda da insanın iç dünyasının karanlık ve aciz taraflarını ortaya koymak adına kurgu oluşturulmuş. Bir okuyucu olarak beni kitabın yazılış tarzı yordu. Romanlarda gördüğümüz klasik karakter diyalogları neredeyse sayfalar süren paragrafların içerisinde eritilmiş, dolayısıyla da hangi karakterin neyi söylediğini anlamak zorlaşıyor. Aynı zamanda yazarın olay örgüsüne kendisini de dahil edip araya ufak söylevler yerleştirmesi kitabın anlatıcı kimliğini belirsiz hale getirmiş. Fakat bunların tümü kitabın içeriğinin zenginliğini ve özgünlüğünü gölgeleyecek değildir.
Kitabın yazılış biçimi kurallar dışında kalmasına rağmen, akıcı dilinin etkisiyle,öncelikle farklı gelse de bir zaman sonra dikkati bu yönden çekip, içeriğe odaklandığınızı farkediyorsunuz.Başarılı, konunun okuyucuya geçtiği, bir an kendinizi içinde bulduğunuz, bir an dışardan gözlemci olduğunuz, ara ara kendinizi kör gibi hissettiğiniz, ara ara doktorun eşi olduğunuz, her karakter için ayrı düşüncelere girdiğiniz, yer yer nefesinizin kesildiği ( hatta öyle ki kitabı bırakıp nefes alma ihtiyacı hissettim), etkileyici, sürükleyici, distopik bir kitap. Sosyolojik olarak baktığımda,bana J. J. Rousseau’nun düşüncesini destekleyen bir kitap olduğunu, aynı zamanda T. Hobbes’ un da haklılığını desteklediğini dişünmeden edemedim.Bence buradaki körlük aslında ruhumuzdaki körlüğün simgesel hali.Psikolojik olarak ise okurken derinden etkilendiğim, tekrar okuyabileceğimi düşünmediğim ama iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu.
Kitabı beğendim ve herkese tavsiye ederim gayet akıcı bir kitap her ne kadar ben uzun bir süre zarfında okumuş olsam da. Kitap bir adamın trafikte aniden kör olmasıyla başlıyor ve salgın bir hastalık gibi herkese yayılıyor. Netice itibariyle herkes kör oluyor tek bir kişi hariç. Kitabı okurken kör olmayan tek kişinin şanslı mı yoksa en şansız olanı mı karar veremedim. Genel anlamda bakarsak insanoğlu görmeyince ve asıl görülmeyince her türlü pisliği ve ahlaksızlığı yapıyor, tabiri caizse İçinde ki hayvan uyanıyor. Yazar insanın görülmediği zaman ne kadar iğrenç ve aşağılık bir hâle bürüneceğini ince ince işlemiş. Gözümün önünden gitmeyecek sahneler canlandı havsalamda. Genel anlamda hemen herkesin hayvanlaştığı bir toplumda gören tek kişinin insanlık savaşını insan kalabilme savaşını anlatan bir kitap. Listenize ekleyin bence.
Asıl körlük,kafalardaki gözlerin görememesi değil,kalplerimizin körlüğü,sağırlığı,dilsizliği.Kitabın distopya olamayacak kadar gerçek taraflarının olması çok can sıkıcı.Gözlerdeki körlüğe belki çareler bulunabilir;ancak gönül gözünü kapamışsa bir insan ona kim ne yapabilir? Okudukça tüylerim ürperdi.Hiç kimse sınanmadığı günahın masumu değildir.Öyle bir ortamda içimizdeki hayvanın kendisini açığa çıkarmayacağını kim söyleyebilir? Mesele insan kalabilmekte. Ne kadar başarabiliriz bunu gözü-gönlü-vicdanı körler diyarında? Kitapta anlatılanlar kurgu gibi değil, insanın doğasındaki karanlığın yansıması sanki… Özellikle her şartta kadınların yaşadığı o “aşağılanmalara” okurken bile tahammül edebilmek çok zor oldu. Halbuki daha beter olayları gören gözlerimize rağmen görmezden gelmiyor muyuz sanki? İyi insan olmayı seçebilmek bu kadar mı zor? Kör olabilme tehlikesi her gün kendisini beklerken, eşinin yanında olabilmeyi seçen o gören gözleri olan kadın gibi olabilir mi insanoğlu?
Okurken başlangıçta sayfa düzeni ve anlatım biçimi nedeniyle zorlanacağımı düşünmüştüm fakat kitap tahmin ettiğimden çok daha hızlı aktı. Trafikte kırmızı ışıkta bekleyen bir adamın bir anda her yeri beyaz görerek kör olmasıyla başlayan olayların kısa sürede bir salgına dönüşmesi ve insanların karantinaya alınmasıyla hikâye bambaşka bir boyuta ulaşıyor. Kitabın beni en çok etkileyen tarafı, körlük üzerinden insanın davranışlarını ve içindeki iyilik-kötülük mücadelesini göstermesi oldu. İnsanların görme yetisini kaybettiklerinde bile birbirlerine nasıl davranabildiklerini görmek kimi yerlerde beni çok sinirlendirdi, kimi yerlerde fazlasıyla üzdü. Yaşananları okurken sürekli kendimi karakterlerin yerine koydum ve “Ben olsaydım ne yapardım?” diye düşündüm. Kitap boyunca çaresizlik, korku, açlık, dayanışma, bencillik ve merhamet iç içe ilerliyor. Gönülden tavsiyemdir.
Çaresizlik ve dayanıklılığa yolculuk...
"Körlük", José Saramago'nun 1995 yılında yayımlanan ve 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen romanıdır. Roman, bir tür salgın hastalık olan beyaz ışığa karşı görme yetisini kaybeden insanların hikayesini anlatır. "Körlük", insanların ve toplumun karanlık bir gelecekle nasıl başa çıktığını, insan doğasının ne kadar kırılgan olduğunu, güven, dayanışma ve insanlık değerlerinin ne kadar zorlanabileceğini konu edinir. Roman, aynı zamanda güç ve iktidarın nasıl kötüye kullanılabileceği, insanların kendi çıkarları uğruna nasıl başkalarının hayatını riske atabileceği gibi evrensel konuları da ele alır. "Körlük", toplum, politika ve insan doğasıyla ilgilenen, derinlikli ve kapsamlı bir roman okumak isteyen okuyuculara hitap etmektedir. Roman, karanlık bir ortamda insanlığın nasıl ayakta durmaya çalıştığını, hangi zorluklar ve tehditlerle karşılaşıldığını anlatırken, okuyucuyu da düşündürür ve sorgulama fırsatı sunar. José Saramago'nun yazım tekniği, diyalogsuz ve sınırsız bir akıcılıkta ilerleyen uzun cümleler ve paragraflar kullanarak karakterlerin düşüncelerini, duygularını ve olayları aktarmaktır. Roman boyunca tırnak işaretleri veya diyalog işaretlemeleri gibi geleneksel yazım kurallarına bağımlı olmaksızın karakterlerin sözlerini ve düşüncelerini birbirinden ayırt etmeden akıcı bir anlatım tekniği kullanılmıştır. Bu yazım tekniği, okuyucuya olayları ve düşünceleri daha organik bir şekilde deneyimleme imkanı sunar ve Saramago'nun kendi kendine soru sorma ve analitik bir üslup kullanmasını sağlar. Bu, romanın okunması sürecinde bazen biraz zorlayıcı olabilir, ancak aynı zamanda Saramago benzersiz ve etkileyici bir üslup sergilediği için dikkat çekici kılar.
Görüyorum! Yazar sapkınlıklarını kitaba işlemiş. Bölüm bölüm sapkın düşüncelerle dolu ve okumaya bin pişman olduğum kitap... Çok farklı beklentiler ve heyecanla başladığım kitabı yarısında bırakmayı düşündüm ve bıraktım sonra sonunda tahmin ettiğim gibi mi oluyor diyerek okumaya devam ettim. Ana konusu güzel ve telif diyebileceğimiz yeni bir düşünce içeriyor ama ilerleyen kısımları kolaylıkla tahmin ederek okuyorsunuz. Çok çirkin ve sapıkça yazılmış bazı bölümleri okumayıp atladım maalesef. Bu gibi kısımların yazılmasının manasını anlayamadığım gibi (farklı kitaplarda cinsellik yer alsa da bu kadar sapkınca işlenmiyor ve bu denli göze batmıyor) nobel ödülü almasının sebebini de anlamış oldum. Görüyorum ve tavsiye etmiyorum!
hani “bir adada mahsur kalsanız ve yanınıza sadece 3 kitap götürebilseniz” sorusu varya . işte bu kitabı okuduğumdan bu kitap listemde değişmeyen tek kitap
Ya bir gün göremezsem diye insanı düşündüren, inanılmaz akıcı bir dili olan kitaptı. Bazı bölümlerini hassasiyetlerim yüzünden okumak oldukça zordu. Ancak, herkese tavsiye edebileceğim bir eser.
Körlük, Görmek ve Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş. Okunması gereken muazzam bir üçleme.
Elimde çok fazla kalan bir kitap oldu dili ve yazım şekli bana hitap etmedi ama ana fikir olarak güzel bir kitap.
gözlerimi açmama neden oldu.
sürükleyici bir kitap. tek sorun; pandemi dönemi okumuş olmamdı :)
Görme becerileriyle birlikte, olumlu özelliklerini de peyderpey kaybeden bir toplumun çarpıcı hikayesini anlatan yazar, sizi içinden çıkılması zor, distopik bir dünyaya sürüklüyor. Yazarın nokta ve virgül dışında hiç bir nokta işaretini, paragraf başı, satır arası gibi yazım özelliklerini kullanmayışı, kitabın okunuşu zorlaştırsa da sizi sürekli tetikte tutuyor. Bu sıradışı tarzın hikayenin distopik özelliğiyle mükemmel bir şekilde örtüştüğünü, kahramanların yaşadığı zorlukların zihninize kurduğu baskıya görsel olarak da katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Şunu da belirtmekte fayda var: “Körlük” herkesin sonuna kadar okuyabileceği bir kitap değil ama okuyucusuna da edebi değeri olan bir romanın tadını kolaylıkla verebilecek bir kitap.
Medeniyet dediğimiz şey insanın gerçekten içselleştirdiği bir şey mi, yoksa koşullar uygun olduğu sürece sürdürdüğü ince bir kabuk mu? kitapta Saramago’nun soyut fikri çok somut toplumsal mekanizmalara dönüştürmesi metni epik kiliyor.Tuvalet, yemek, yatacak yer, hijyen, güvenlik, cinsellik, güç… İnsanların birkaç temel ihtiyacını ortadan kaldırınca küçük toplumun nasıl örgütleneceğini adım adım görüyoruz. Silahı olanın yiyeceği kontrol etmesi, yiyeceği kontrol edenin önce değerli eşyalara, sonra bedenlere hükmetmeye başlaması bana da ürkütücü derecede gerçekçi geliyor.
Kitap salgın anında insanların gözünün hiçbir şey görmeyeceğini ve yapabileceklerinin sınırının olmayacağını gözler önüne seriyor… Okuduktan sonra kendime gelememiştim…
keşke konu kör olmaktan ibaret olsa fakat toplumu sadece bir organın kaybı hayatı nasıl değiştirir görmek ürkütücü. Anlatımı inanılmaz orada olsam bu kadar hissederdim. Yazara hayranlığım bu kitapla başladı
Noktalama işaretlerinin olmamasını başta biraz yadırgadım. Okumaya devam ettikçe sanki bu durumu kitabı daha akıcı hale getirdi. Konusu ve işleniş biçimi bence ilginç bir bakış açısı.
çok güzel ve okuması zevkli