Soygun
Soygun

Kitapyurdu Fiyatı: 258,75TL

Ürüne Git
251Yorum
İçeriğe geçmeden ufak bir detayla başlamak İskender Pala’nın biçimsel zarafetine örnek olacaktır. Kitapta her bölümün son cümlesi diğer bölümün baş cümlesini oluşturuyor. Bu durum “koşma” denen nazım şeklinin bir türü olan “zincirli veya zincirbend” koşmaya örnektir. Dolayısıyla yazar, kitaptaki bölümleri zincirlerken bizi de adeta o zincirin halkalarından birisi yapıyor. İskender Pala’nın geçmiş eserlerinde olduğu gibi güçlü kurgu bu eserinde de baştan sona hissediliyor. 2. Mahmut devrinin önemli olaylarından kabul edilen “Vaka-i Hayriye” sonrasında yaşanan kargaşa ve gerginliğin gölgesinde bir soygun planını okuyoruz. Üstelik her bölüm farklı bir karakterin anlatımıyla. Bu durum da karakterleri içselleştirmemizi sağlıyor. Bölümden bölüme soygun anına gitmek, kahramanlarımızın sonunun nereye varacağını bilmek ihtiyacıyla çırpınırken buluyoruz kendimizi. Klasik İskender Pala öğretisi ile de final yaşanıyor. Kısacası sıcacık bir romandı. Bu yüzden önerimdir. Kitaplarla kalın.
"Masalları artık değiştirmek lazım dostum, ormanın sultanı artık aslan değil tilki olmalı." ile başlayıp yine "Masalları artık değiştirmek lazım dostum, ormanın sultanı artık aslan değil tilki olmalı." diye aynı cümle ile biten, soluksuz okuduğum nefes nefese kahramanlar peşinde sürüklendiğim bir kitap oldu Soygun. Bitmişken başa dönüp ilk cümleden devam etme isteği duydum. Bölümün son cümlesinin, bir sonraki bölümün ilk cümlesi olması ve her bölümde farklı bir kahramanın anlatımına tanıklık etmek farklı bir deneyimdi. Saraydan yapılacak soygun etrafında yönetime, devrin sosyal olaylarına, yeniliklere, insan ilişkilerine, güvene, vatanseverliğe, vefaya, ihanete, intikama, gizeme, sırlara, aşka ve dahi nice duygulara tanıklık etti zihnimle ruhum. Heyecanla o dönem coğrafyasında iz sürerken âdeta oralarda hissettirdi bana. Dilini, anlatımını, işlenişi sevdim. İskender Pala kitaplarını severek okurdum, Soygun sevgimi perçinledi, diyebilirim.
İskender Pala'nın son zamanlarda okuduğum en güzel kitabı. her yazarın bir yazın türünde zirvesi olur. belli bir dönem o zirvede kalır. sonra verdiği eserler kendi zirvesinin gölgesinde kalır. ilk dönem eserlerinin zirve olduğunu düşünürsek kendi zirvesinin gölgesinden özellikle son 3 eseriyle kurtulmuş yeni zirvesine ulaşmış bulunmaktadır. ilk eserleriyle karşılaştırıldığında edebi hazzın da değiştiğini fark ettim. Osmanlı macera anlatısı da yazarın kalemine pek yakıştı. surname, aşk hikayesi ve akabinde soygun.. azdahak sıradaki kitabım. beklentim yüksek. ustayı tebrik etmek lazım. yazar ile ilk kez tanışıyorsanız bu eser sizde karşı konulmaz bir okuma iştiyakına sebep olacaktır. muhakkak tavsiye ederim.
Nazcans 28 Ağustos 2026
azdahak a bayılacaksınız
Kitabın başlarında kendimi bir an o malum dizi içerisinde sanarak okudum. Çok da beklentim olmadan biraz da sıkılır gibi hissederken bir anda kitabın seyri bambaşka oldu. Yazarın basit bir 5 hırsızdan bahsedeceğini düşünürken her birinin aklında para değil bir tutku görmüş oluyorsunuz. İçlerinden biri kaşıkçı elması ustasının çırağı onun şöhretini geçme düşüncesinde bir diğeri şehzade ve yıllarca saklanmış diğer biri de çok kıymetli bir kitabın aşkıyla yanıp tutuşuyor. Hikayenin sonunu hiç tahmin edemeyecek kadar sıradışı bir kurgu. Her İskender Pala kitabı okuyuşumda bu defa da şaşıracak mıyım diye düşünürken gerçekten çok şaşırıp yolunuza devam ediyorsunuz. Yazar övgüyü sonuna kadar hak ediyor.
İskender Pala denince aklımıza hep o ağır, divan edebiyatı kokan tarihi romanlar gelir ya, Soygun ezber bozuyor. Kitabı elime alırken saray koridorlarında kaybolacağımı sanmıştım ama kendimi bir anda kovalamacanın, zekice planlanmış bir sanat hırsızlığının ortasında buldum. Tarihi detaylar yine var tabii, İskender Hoca’nın imzası sonuçta, ama bu kez fonda sakin sakin akmak yerine tempoyu fena halde hızlandırmış. İstanbul’un gizemli sokaklarında gezinirken sayfaları nasıl çevirdiğimi anlamadım. Klasik polisiye kalıplarını sevmeyen, işin içine biraz da bizim toprakların kokusu karışsın isteyenler için çok temiz, akıcı bir macera olmuş. Şatafatlı laflara boğulmadan, doğrudan hikayenin içine çeken nefis bir macera. Geçmişini kaybetmiş bir millet, geleceğini de kaybetmiş demektir. En büyük soygun, hafızasız bırakılmaktır.
İskender Pala’yı ben en çok OD, Efsane, Mihmandar eserlerine yakıştırıyorum. İtiraf, Aşk Hikâyesi, Surname gibi macera-gizem türündeki kitaplarında ise aynı başarıyı bulamıyordum. Ancak Soygun ile farklıydı.Kitabın başında Tarık Tufan’ın inceleyen olarak adının geçmesi etkili olmuştur bekli de. Olayların işleyişi ve merak unsuru oldukça başarılı. Saraydaki soygun üzerinden ilerleyen hikâye, içerideki ve dışarıdaki düşmanların entrikalarla bir dönemi nasıl kuşattığını da gösteriyor. Döneme ilişkin bilgilerin kurguya yedirilmesi kitabı zenginleştirirken, karakterlerin özellikleri de Osmanlı döneminin ruhunu başarıyla yansıtıyor. Pala’nın dönem diline hâkimiyeti ise kitabın en güçlü yanlarından. Bazı yazarlar birkaç eski kelime kullanılarak dönem diliyle yazdık diyorlar birde. Pala, macera türünü güçlü dili ve edebî birikimiyle birleştirmiş. Bu kez polisiye-macera türünde gerçekten zoru başarmış; ortaya hem sürükleyici hem de edebî açıdan tatmin edici bir eser çıkmış.
1826 yılının Osmanlı İstanbul'unda geçen, tarihi polisiye ve macera türünde bir roman. Yazar romanda klasik edebiyattaki "zincirbend" (koşma) tekniğini kurguya uyarlamış. Her bölüm farklı bir karakterin gözünden anlatılırken, bir bölümün son cümlesi, bir sonraki bölümün ilk cümlesini oluşturuyor. Bu teknik kitaba yüksek bir ritim ve edebi bir estetik kazandırmış. Dolambaçlı dilden uzak, oldukça akıcı, merak uyandırıcı ve okuru yormayan bir üslubu var. Tarihsel gerçeklikle kurgusal soygun dinamiklerinin harmanlanması, karakter derinlikleri ve ters köşelerle dolu kurgusu, okuyucuyu sürekli tetikte tutuyor. Temposu hiç düşmeyen, hem Osmanlı tarihine meraklı okurları hem de soluk soluğa bir polisiye/macera arayanları tatmin eden rafine bir dönem romanı.
tavsiye üzerine satın aldım memnun kaldım tavsiye ederim
iskender palanın kaleminin çok farklı olduğunu şu yazarın tarzına benziyor diye verilecek örneğin pek bulunduğunu düşünmüyorum var ise aydınlatırsanız sevinirim. yorucu bir anlatım ama çok ilginç içine de çekiyor sizi kitap. tarihi bir kurgu ama içinde çokça zamansal olarak gerçeklik var. bir elmasın peşinde verilen mücadeleyi anlatmış. okuyun seversiniz bence
İskender Pala'nın diğer kitaplarına göre daha zayıf kalan bir eser
İskender Pala hayran olduğum, ne yazsa okurum dediğim ve saygı duyduğum bir yazar. Yine çok farklı bir kurgu ile gelmiş . Saraydaki güvenlik , hırsızlık planı ve daha neler neler...Yine muhteşem akıcı bir kitap. Ben çok sevdim.
Çok sürükleyici, sonuyla da etkileyici bir roman. Dili ağır değil, kolaylıkla okunabilir.
Çoook güzeldi ve sonu da çok güzel bitti alacaklara tavsiyemdir.
birçok istender pala romanı okuyan biri olarak en iyisi diyebilirim. kitabın sonuna kadar heyecan ve merak vardı. çok beğendim
İskender Pala’nın tarihî atmosferi ve sürükleyici anlatımıyla dikkat çeken bir roman. Olayların akışı ve dönemin ruhunu hissettiren anlatımını beğendim; özellikle tarihî roman okumayı sevenler için merak uyandırıcı bir eser olduğunu düşünüyorum. Dili akıcı olduğu için okurken fazla zorlamıyor ve hikâyenin içine kolayca çekiyor.
Çok yalın ve akıcı bir şekilde yazılmış. Okurken meraklandırdığı için bir kaç günde bitirebileceğiniz bir kitap.
İskender Palanın kaleminden çıkan yine muhteşem bir eserdi.
Okunması oldukça keyifli bir kitap.
İlk defa bir İskender Pala kitabı okudum. İyi ki bu kitapla tanışmışım. Keyifli, sürükleyici, güzel bir dönem hikayesi. Bir çırpıda okudum.
Severek okudum,iskender hocanın tarih ve kurguyu harmanlamasi çok hoşuma gidiyor,keyifle okumanız dileğiyle..