Zalambula Zamanı
Zalambula Zamanı

Kitapyurdu Fiyatı: 143,00TL

Ürüne Git
39Yorum
Kitabı genel olarak çok sıcak ve samimi buldum. Fatih’in Trabzon’daki köyünde annesiyle sürdürdüğü hayatı, dedesinden ve babasından kalan ev, dostlukları ve komşuluk ilişkileri anlatılırken kendimi hikâyenin içinde hissettim. Özellikle o güzel komşuluk bağları ve insanların birbirini düşünmesi çok hoşuma gitti. Fatih karakterini de ayrıca sevdim. Komşusunun arazisine dökülen toprağın temizliğini kendi arazisinden önce düşünecek kadar naif, vicdanlı ve ince düşünceli biri. Çevresindeki insanlara saygısını ve merhametini kaybetmeden yaşaması karakterini daha da sevilesi hale getirmiş. Yazarın anlatımı oldukça akıcıydı. Kitabı okurken hiç yorulmadım ve hikâye beni sıkmadan ilerledi. Trabzon’un köy yaşantısını, dostluğu, komşuluğu ve insan ilişkilerindeki samimiyeti hissettiren, içten bir kitaptı. Okurken “bizden biri” hissini fazlasıyla yaşadım. Gönülden tavsiyemdir.
Trabzon'un bir köyündeyiz.Romanı okurken daha çok Fatih'in günlüğünü okuyor gibi hissettim. Karakterlerin dünyasıyla Karadeniz insanının samimi, içten, saf ve tertemiz dünyalarını yaşıyor okuyucu. Yazar, Doğu Karadeniz'i her şeyi ile sunmuş okuyucuya.Mevsimi, coğrafyası, toprağı, tarımı, insanı, kültürü, siyaseti, gelenekleri, dini, fabrikası, mimarisi...Şundan bahsetmemiş diyemez okuyucu. O derece tam, o derece eksiksiz. Kültürel dokuyu ve aile yapısını yansıtmasını çok sevdim ben. Tertemiz gençlerin, telefon bile çekmeyen bir yerde aile büyüklerine, şehidine vazifesini eksiksiz yapmanın huzurunu yaşadım içimde. Fatih'in içsel yolculuğunun çok gerçekçi ve hissettirerek kaleme alınması romanın ve yazarın bence en başarılı özelliği. Hiç yorulmadan, sakin, rahat, huzur içinde bir roman okumak istiyorsanız hele ki Karadeniz'i seven bir insansanız bu roman sizin için yazılmış derim.
Merhabalar sevgili kârî, Bugün sizlere Selçuk Özyurt kaleminden çıkan Zalambula Zamanı romanıyla geldim. Karadenizin hırçın dalgalarına inat, köyünde sessizliğe alışmış Fatih'in, satır aralarına gizlediği geçmiş ve gelecek arasında köprü olmaya çalışan hayatı bana çok yabancı gelmedi. Bir Trabzonlu olarak yaşanan şeylere, anlatılan duygulara aşinayım... Bizler Fatih gibi yapamayıp büyüklerin ahirete göç etmesiyle biz de farklı şehirlere göç etmişiz... Anlatılan hikayeler bu bölgelerde normal karşılanıyor. Cinlerle karşılaşılan patika yollar Karadenizin köylerinde çokça duyulacak hikayelerden Küçükken köye geldiğimizde belli saatlerde dışarıya tek çıkarılmazdık, 'dışarlışeri' diye bir şey olduğunu söylerlerdi o korkutulmuşluk Fatih'in ruhunda açılan yaralar bu yüzden tanıdık. Bütün bunlara rağmen köyüne olan bağlılığı, annesine olan düşkünlüğü ve sevdiği şeylerden vazgeçmeyip direnişi kitabı sevme sebeplerimden
Öncelikle kapak tasarımını çok beğendiğim Zalambula (Ateşböceği) Zamanı, Doğu Karadeniz’in bir köyünde geçen sıcak, samimi, içimizden bir hikaye.. Kitabın baş karakteri Fatih’in çocukluğunda yaşadığı ve etkilerini hâlâ hissettiği olaylar, geçmişten bugüne uzanan sırlar ve birbirine görünmez bağlarla bağlı insanların yaşamları romanın temelini oluşturuyor. Kitap sadece yaşanan olayları anlatmakla kalmayıp; aile bağları, dostluk, vicdan ve geçmişle yüzleşmek üzerine de düşündürüyor. Selçuk Özyurt, köy yaşamını, insan ilişkilerini ve yöre kültürünü öyle doğal bir şekilde anlatmış ki kendinizi adeta o köyün sokaklarında dolaşırken buluyorsunuz. Akıcı dili sayesinde sayfalar hızla ilerlerken, Karadeniz’in doğası ve atmosferi de satır aralarında canlı bir şekilde hissediliyor. Sıcacık, duygu yüklü ve samimi hikâyeler okumayı sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Zalambula zamanı, Doğu Karadenizin sisli atmosferi eşliğinde yazılmış bir roman aslında. Romanın baş kahramanı Fatih. 23 yaşında olmasına rağmen annesini tek bırakmamak için ne abileri gibi üniversiteye gidip okudu ne de ilçede bir iş buldu. Günlük hayatın akışıyla birlikte geçmişinden gelen korkularıyla zalambula zamanının birleşmesi, onun köydeki evin patika yolunun biraz daha açtırılmasına kadar varır. Bu arada, zalambulanın ne demek olduğunu ögrenseniz "aaa! Bu muymuş?" dersiniz. Aynı zamanda fındık, bahçe, domuz girmiş bahçeye gibi ifadeler de hiç yabancı değil her ne kadar bir karadenizli olmasam da. Neyse, kitabımıza geri dönelim. Kitapta aslında samimi bir anlatım var, sıcacık bir atmosfer. Her ne kadar köy ortamı görülse de, eskilerin imecesinin nasıl da kaybolduğunu hissettirdi bana. Kısacası, Anadolu insanını, o atmosferini biraz olsun tatmak istiyorsanız okumanızı öneririm.
yayınevinin kapak tasarımı harika yazarinda kalemi. entrika, kaos yok ama bu romanı hızlıca okudum . yazarın duru bir anlatımı var. ben beğendim
Yazarın diğer eserlerini de sepetime ekledim o kadar samimi anlatımı var ki kitabı yaşamamanız imkansız.Bu duyguyu çok seviyorum.Gürültülü hikayelerden yorulup, kendi içine dönmek ve bir yudum kahve eşliğinde Karadeniz'in o sisli, huzurlu atmosferini solumak isteyenlere gönülden tavsiyemdir.
Karadeniz'in o ruhunu anlatan bir eserdi. Fatihle beraber biz de Karadeniz'e gidiyoruz. Köy işleri, günlük hayatın anlatıldığı sıcak samimi bir eser sizi bekliyor.
Çok güzel bir kitaptı kesinlikle okunmasını tavsiye ederim
kalemini cok sevdigim bir yyazardan okuyacagim ucuncu kitap ..Karadeniz ruzgari essin bakalim
Bazı kitaplar büyük olaylardan çok, insanda bıraktığı o tanıdık hislerle akılda kalıyor. Zalambula Zamanı da benim için biraz böyle bir kitap oldu. Bizi Doğu Karadeniz’in küçük, sakin ama kendi içinde türlü hikâyeler barındıran bir köyüne götüren roman; Fatih’in hayatı üzerinden yalnızlığı, korkuları, aile bağlarını, geçmişin insanın üzerinde bıraktığı izleri anlatıyor. Kitabın benim en sevdiğim taraflarından biri Karadeniz atmosferini derinden hissettirmesi oldu. Doğa, ahşap evler, patikalar, köy yaşamı ve insanların birbirine olan yakınlığı anlatının doğal bir parçası hâline geliyor. Ayrıca yazarın betimlemeler konusundaki yeteneği sade anlatımıyla birleşince satırların gözümde canlandığı bir okuma süreci oldu benim için. Okumayı düşünenlere tavsiyedir.
Doğu Karadeniz Sürmene ilçesine bağlı köyümüzde Fatih'in hayatına konuk oluyoruz. Annesini yalnız birakıp gidememiş. Küçüklüğündeki korkularla hala yüzleşmesini birlikte okuyoruz. Evi köyün dışında olduğundan tek başına geceleri korkusundan yürüyemiyor. . Burada insan yürüyemiyor. Hayvan nasıl yürüsün? Aksi takdirde nereye yuvarlanacakları belli olmuyor.Cep telefonu var ama çoğunlukla çekmiyor. En yakın tepeye çıkılıyor. . Üç arkadaşlar Fatih, Hasan ve Cemal. 22 yıldır köy okulunda öğretmenlik yapan Burak Öğretmen. . Fatih evinin yolunun yapılması için belediye başkanına mektup yazar. . Ben zevkle okudum. Daha önce Kitapçı, Sabret Bakkaliyesi ve Sürgün Kedi Hoyrat kitaplarını okuyup inceleme fırsatım oldu. Yazarımız dili ile yine döktürmüş. Hemen alıp okuyup yeni kitaplarını beklemek lazım.
Zalambula da ne diye bir merak düştü içime. Yazarın kalemiyle tanışma kitabım oldu. Sevdim. Akıcı kalemi sade ve sürükleyici , kendine has bir anlatım tarzı var yazarımızın. Yormayan, aksine okuru dinlendiren sakin ,huzurlu bir havası var. İçten, samimi ve sıcacık . Öyle doğal bir dili var ki sanki karakter ile oturmuşsun ; o sana anlatıyor , sen dinliyorsun. Okurken karakter ile öyle bir bağ kuruyorsunuz ki, onunla birlikte yaşıyorsunuz... Karakterimizin zihinsel süreçleri, o hafiften psikolojik gerilim ve geçmişin gölgeleri olay örgüsüne o kadar güzel yedirilmiş ki merak içerisinde okuyorsunuz. Yabancısı olmadığımız, unuttuğumuz hayatın özüne yolculuğa çıkıyoruz.
İnsanı yormayan, aksine sayfalar ilerledikçe merak uyandıran çok samimi bir kitaptı. Karadeniz'in o kendine has atmosferini ve insan hikayelerini okumayı sevenlerin şans vermesi gereken, akıp giden bir eser.
Öncelikle "zalambula" kelimesinin anlamını açıklamak isterim. Zalambula (ya da Doğu Karadeniz'deki diğer söylemleriyle zarambula / zerambula), kökeni Eski Rumca'ya dayanan ve bölgede ateşböceği anlamına gelen yöresel bir kelime. ​Bize yeni bir kelime kazandıran bu eser, Trabzon'un köylerindeki yaşamı tüm doğallığıyla gözler önüne seriyor. Hikâyeyi 23 yaşındaki Fatih'in anlatımıyla okuyoruz. Fatih, okumak yerine annesini köyde yalnız bırakmamayı tercih etmiş bir genç. Sayfaları çevirdikçe bizlere köy yaşamının zorluklarını; fedakârlığı, çekilen çileleri, korkuları ve değerlere bağlılığı başarıyla aktarıyor. ​Kitabın ismi ise Fatih'in çocukluğunda yaşadığı bir olaya ve korkularına dayanıyor. "Zalambula zamanı" geldiğinde korkuları artıyor; ancak hikâye ilerledikçe bu durumun kaynağını öğrenip karakteri daha iyi anlıyorsunuz. ​Yalın anlatımıyla dikkat çeken, herkesin kendinden bir parça bulabileceği güzel bir eser.
Zalambula Zamanı, bana saflığı, merhameti ve çocukluğun o güzel vicdanını hissettiren bir kitap oldu. Karadeniz’de bir köyde yaşayan Fatih’in köyüne, toprağa ve doğal yaşama olan bağlılığını okurken, günümüzde giderek kaybettiğimiz bazı değerleri yeniden düşündüm. Özellikle Fatih’in 23 yaşında olmasına rağmen içindeki o temiz ve saf çocuk kalbini koruması beni etkiledi. Köylerin yalnızca ev yapmak için kullanılmasına, bağların, bahçelerin ve tarlaların kaderine bırakılmasına karşı duruşu da kitabın dikkatimi çeken yönlerinden biriydi. Akıcı ve samimi anlatımıyla severek okuduğum bir kitap oldu. Ayrıca “zalambula” kelimesini de bu kitap sayesinde öğrendim.
Doğu Karadeniz’in sisli dağları arasında , Anadolu’nun mistik ve yalın atmosferinde geçen Selçuk Özyurt’un Zalambula Zamanı adlı romanı tamda birbiriyle özdeşti...okuru betonlaşan şehirlerin karmaşasından alıp kara lahana kokan, sobada kuruyan ıslak odunların çıtırdadığı ve yağmur sesinin çakalların uğultusuna karıştığı sıcacık bir köy evinin tam kalbine taşıyor. Şehrin gürültüsünden uzaklaşarak bir köyün büyüleyici doğasına sığınan eser, ana karakter Fatih’in gözünden aslında hepimizin içsel yolculuğunu, korkularını, hüzünlerini ve ansızın beliren küçük mutluluk anlarını anlatıyor. Çatısı akan bir evde annesiyle paylaştığı samimi sohbetler, kesilen elektriklerin ardındaki karanlık ve ateş başı huzuruyla şekillenen bu anlatı; sadece bir köy yaşamı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda rüyalar ve zalambula böceklerinin aydınlığında beliren mistik ve manevi bir dokuyu da beraberinde getiriyor.
“Zalambula”, temmuz aylarında görülen ve Doğu Karadeniz’in doğasıyla kültürünün bir parçası olan ateş böceği. Romanın 23 yaşlarındaki ana karakteri, abileri ve ablasının aksine kendi tercihiyle Trabzon’un köyünde annesiyle yaşayan Fatih, Kitabı okurken kendinizi bir Doğu Karadeniz köyünde hissedeceksiniz. Dededen kalma ahşap ev, çardak, çiçekler, meyve ağaçları, ahır ve hayvanlar gözünüzde canlanacak. Annesinin hayvanlarla ilgilenmesini, bahçeden ürün toplamasını yaşayacaksınız. Sofralarına konuk olacaksınız. Yazar; işsizlik, bürokrasi, kırsal alanların betonlaşması, turizm nedeniyle değişen bölgesel yapı, arazi anlaşmazlıkları, çevre tahribatı, köyden kente göç, köylerin boşalması ve geçmişin korunması gibi birçok konuya değiniyor. Ayrıca kültürel ve dinî davranışlar, psikolojik sorunlar, Patika Yol’un düzenlenmesi için verilen mücadele... Sade diliyle kitap; bir günlük/anı okur gibi, Doğu Karadeniz’in doğal güzelliklerini anlatan bir belgesel izler gibi. Keyifle okunuyor.
Zalambula'nın Doğru Karadeniz'de ateşböceği anlamına geldiğini biliyor muydunuz? Ben bu kitap sayesinde öğrendim. Ve bu kitapta zalambula aslında bir korkuyu temsil ediyor. Sadece korku da değil yalnızlık, geçmiş, aidiyet ve insanın kendi içindeki mücadelesi, aile bağları, köy hayatı, dostluklar ve Anadolu insanının kendine has dünyası da sizi kitabın içine çekiyor. Karadeniz'in o müthiş atmosferini yaşamak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız.
Yazarin ilk okuduğum kitabi ve Karadenizde kisa bir zamanda olsa yaşadığım için ayrı bir keyif aldim Fatih'in hayatına dahil olmak onun duygularini tekrar kendimde yasadim cok keyifli bir kitaptı.Bize köy hayatinin zor sartlari kadar güzelliklerini anlatıyor. Guzel bir kitap okuyun bence.
1 2