Sabahattin Ali’nin insan psikolojisini ve iradesizliğini en yalın haliyle yüzümüze vurduğu harika bir eser. Ömer ve Macide’nin ilişkisi üzerinden ilerleyen hikaye; akıcı kurgusu, olayların sürükleyici temposu ve özellikle karakterlerin ruh hallerini usta işi anlatımıyla saniyeler içinde sizi içine çekiyor. İnsanın kendi hatalarını, korkaklıklarını ve bencilliklerini hayali bir "şeytana" yükleme kolaycılığını o kadar net ve derin betimlemelerle anlatmış ki okurken ister istemez kendinizi de sorguluyorsunuz. İstanbul atmosferi ve dönemin ikiyüzlü aydın çevresine yapılan eleştiriler de kurguya ayrı bir derinlik katmış. Kesinlikle kütüphanede bulunması gereken, tekrar tekrar okunacak bir başyapıt.