Günümüzü ustalıkla yakalayan, kendi içindeki hesaplaşmalarını, kahramanımızın ifadesiyle insanın altın çağı çocukluğunu, İstanbul’un erenlerini, semtlerini, tarihi şahsiyetlerini dolu dolu, özene benzene anlatan bir roman. İnsan bir başka insanla yaşar cenneti ya da cehennemi sözünü, her insan profiliyle ilmek ilmek işleyen bir ilk kitap. Anne ve babadan kalan noksanlıklar tamamlanmadan nasıl sevebilir insan, nasıl sevmeli ya da? Hafakanlar basınca nasıl tepkiler vermeli? Hadi, diyelim ki bir canlı muhatap bulamadı, Raskolnikov niçin bir muhatap olmasın? Dostoyevski niçin gelip de ziyaret etmesin? Ancak insan hiçbir zaman tek başına değildir. Bir gün birileri çıkar ve bir şeyler oluverir. Kurumuş bir dal çiçek açmaya niçin durmasın? İlk kitap için oldukça başarılı. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum.