Kitabı ilk okuduğumda ortaokuldaydım ve üzerimde bıraktığı etkiyi yıllar geçmesine rağmen hiç unutmamıştım. Şimdi yeniden okuyunca o zamanki hislerimin hâlâ bir yerlerde durduğunu fark ettim. Bazı kitaplar vardır, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin yeniden karşılaştığınızda sizi ilk okuduğunuz zamana götürür. Benim için bu kitap kesinlikle onlardan biri. Robert ve Gloria’nın bir dans maratonuyla başlayan hikâyesi aslında dans etmekten çok hayatta kalmaya dair. İnsanların umutlarının nasıl bir gösteriye dönüştürüldüğünü, çaresizliklerinin nasıl sömürüldüğünü okumak oldukça sarsıcı. Pistte yarışan insanların giderek tükenmesi, buna karşılık onları izleyenlerin eğlenmeye devam etmesi kitabın en rahatsız edici taraflarından biriydi. Bir süre sonra dans pisti bana da modern bir gladyatör arenası gibi gelmeye başladı.