Kapalı mekânda geçen, sırların yavaş yavaş ortaya döküldüğü psikolojik gerilimleri seviyorum. Bu kitap da kar fırtınasının ortasında, dış dünyadan tamamen kopmuş bir malikâneyle daha ilk sayfalardan beni içine çekti. Tricia’nın gizli odada bulduğu kasetleri tek tek dinlemesiyle hikâye bambaşka bir hâl alıyor. Her kasette yeni bir ayrıntı ortaya çıkarken insan ister istemez herkesten şüphelenmeye başlıyor. Dr. Adrienne Hale’e ne oldu, kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor derken benim de kafamda sürekli yeni ihtimaller oluştu. Özellikle geçmişte yaşananlarla malikânede yaşananların iç içe ilerlemesini sevdim.