Susanna Tamaro’nun bu harika kitabı, özellikle okuma isteği az olan ya da kitaplara önyargıyla yaklaşan çocuklar için yazılmış adeta bir panzehir. Kitaplarla arası hiç iyi olmayan, onların kapaklarını bile açmak istemeyen Leopold’un hikâyesi daha ilk sayfalardan sizi yakalıyor. Bir gün kütüphanede tanıştığı kör bir adam sayesinde kelimelerin, hikâyelerin ve hayal gücünün aslında ne kadar özgürleştirici bir dünya olduğunu keşfetme süreci müthiş bir dille anlatılmış. Tamaro, çocuklara ders verir gibi bir üslup kullanmak yerine, onların hissettiği korku ve baskıyı çok iyi anlayarak sıcacık bir dostluk hikâyesi sunuyor. Sayfa sayısı ideal, dili son derece akıcı ve çizimleri de metni harika destekliyor. Çocuğunuza okumayı sevdirmek, kitapların bir zorunluluk değil macera olduğunu hissettirmek istiyorsanız gözünüz kapalı alabilirsiniz. Kütüphanemizin en kıymetli parçalarından biri oldu.