KADIN'ın doğasında,sevilme arzusu var.Eğitimli,ayakları üzerinde duran,sevgi dolu bir ailede büyümüş bile olsa bu arzusu bitmiyor.Günümüzde sıkça telaffuz ettiğimiz NARSİST'ler ise bu noktada pelerinleri ile sahne alıyor.Önce hayatınızı izliyor,sonra yapımcıdan yönetmene,figürandan kostüm sorumlusuna kadar HAYAT SETİ'nizin tüm oyuncularını devre dışı bırakıp;başrolü oluyor.Önce bunu GÖNÜLLÜ yaptığınızı sanıyorsunuz.Sonra aslında ipotek altına alındığınız gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz.GERÇEK dediğimiz şey acı olunca kabullenmek,sindirip başa çıkabilmek kolay olmadığından inkar edip;kendinizi suçlayarak mevcudu yaşamaya devam ediyorsunuz.Ta ki..İşte şanslı olanlar için ta ki jenerikten hemen sonra gelebiliyor.Bazıları Cecilia gibi avukatlıktan sanıklığa evrildiği noktada o ta ki ile buluşuyor.Bide ta ki yi göremeyip;insanın boğazını düğümleyenler var.Bir kadın,bir anne olarak okurken sayısız örneklerinden dolayı çok içselleştirdiğim bir kitap oldu.Keşke Abel'ler hiç olmasaydı.