19. yüzyılın karanlık atmosferinde açılan bu perde, kaderleri aynı anda dünyaya mühürlenen iki zıt kutbu bir araya getirir: Hilkat garibesi bir çocuk ve güzeller güzeli bir kız. Doğuştan sahip olduğu fiziksel kusurlar Herkül’ü halkın gözünde bir "yaratık" haline getirmeye yeter. Ancak asıl yalnızlığı, görünüşünden değil; insan zihnini okuma yeteneğinden kaynaklanır. Zihin okumak; insanların en gizli düşüncelerini, ikiyüzlülüğünü ve kötülüğünü doğrudan gözler önüne sererek onu toplumsal hayattan tamamen koparır. Dış güzellik kişinin içini yansıtamaz. Ne kadar korkutucu görünürse görünsün bir insan merhametli, saf bir yüreğe sahip olabilir; buna karşın toplumsal olarak "normal" kabul edilenler ahlaken yozlaşmış, acımasız ve çıkarcı olabilir. Toplumun dışladığı bu çocuk, zihnindeki seslerin ve ikiyüzlülüğün yarattığı yıkıma boyun eğmek yerine, sahip olduğu güçle kaderini kendi ellerine almayı ve intikamını aramayı öğrenmek zorunda kalır; çünkü dünya aslında oldukça kötü bir yerdir.