Şunu net söyleyeyim: Kitabı okurken birkaç kez Mazhar’la ciddi ciddi konuşmak istedim. “Kardeşim karar ver artık” diye içimden çıkıştığım oldu. Erkek karakter yazmak başka, o karakterin yaptığı hatalara katlanmak başka meseleymiş. Kitap akıyor, tempo düşmüyor. Tam “bir şeyler düzelecek galiba” diyorsunuz, hop yine bir yanlış karar, yine bir kırılma. Erkek gururu, anne bağı, evlilikte sınırlar… Aslında mesele çok tanıdık. O yüzden kızarken bir yandan da düşünüyorsunuz: “Biz gerçekten neyi savunuyoruz, kimi koruyoruz?” En sinir olduğum şey şu oldu: Bedeli çoğu zaman yine kadın ödüyor. Erkek karakter hata yapıyor ama sonuçlarını başkası taşıyor. İşte orada kitap insanı yakalıyor. Eğer aile dinamikleri, güç savaşları ve insanın zaafları üzerine düşünmeyi seviyorsanız kesinlikle okuyun. Ama sakin kafayla, hazır olun. Çünkü bu kitap insanı biraz aynanın karşısına dikiyor.