emma stein, yaşadığı korkunç ve travmatik olayın ardından kendini güvende hissetmek için evine kapanıyor ama kapısına gelen bir paket bütün dengeleri değiştiriyor. kitap boyunca emma'nın gördüklerine mi, hatırladıklarına mı, yoksa korkularına mı güveneceğini sorgulamak oldukça keyifliydi. fitzek, emma'nın korkusunu okura öyle iyi geçiriyor ki bir noktadan sonra tedirginleştim. emma'nın geçmişiyle ve yaşadığı travmalarla bugünü arasında kurulan bağlantılar karmaşıklaştıkça roman daha da merak uyandırıcı hâle geldi. "suçlu kim?" sorusunu bırakıp, "emma gerçekte ne yaşadı?" sorusuna döndüm. benim için finalini tahmin etmek imkânsızın da ötesi olanlardan...