Hamlet’i zamansız kılan şeyin yalnızca bir intikam hikâyesi olması değil, insanın kendi zihninde kayboluşunu bu kadar güçlü anlatması olduğunu düşünüyorum. Shakespeare, şüpheyi, ihaneti, vicdanı ve kararsızlığı öyle ustalıkla işliyor ki karakterlerin iç çatışmaları yüzyıllar öncesinden bugüne ulaşmayı başarıyor. Özellikle düşünmekle eyleme geçmek arasındaki o ince çizgi, eseri yalnızca edebî değil, aynı zamanda felsefi bir sorgulamaya dönüştürüyor. Her okunuşta başka bir anlam katmanı sunabilecek, insan doğasına dair sorularıyla güncelliğini hiç yitirmeyen bir klasik.