Yıl 1980. Almanya'dan bir aile gelir Biga'ya. Üç çocuklarının en küçüğü Münevver'i annenin çalışmak zorunda kalması nedeniyle Büyük Hala'ya bırakacaklardır. Yolda aldıkları Paşa adını verdikleri kuşla birlikte Münevver Biga'da kalır. Ailesine kırılan Münevver gerçek çocukluğu burada yaşayacaktır. Büyük Hala'nın devrimci oğlu İbrahim ile Münevver arasında gelişen sımsıcacık dostluk, bire başlayacak küçük kızın iki kültür arasında bocalayışından doğan her şeyi anlamlandırmaya çalışması hoş detaylar. Ayrıca bunları üçüncü tekil anlatıcı ile yapmış olsa da yazar diyaloglarla anlatıma samimilik katmış. Aynı dönemlerdeki mahalle kültürünü yaşayan biri olarak tebessümle dinledim büyük kısmını. 12 Eylül gölgesinin hissedildiği kısımları da gerginlikle. Paşa paşa sen çok yaşa diyen papağan Paşa'nın metoforik kullanımı oldukça etkileyici.