Işığın O Kör Edici Yokluğu
Işığın O Kör Edici Yokluğu Ürüne Git
Tahar Ben Jelloun, Işığın Kör Edici Yokluğu’nda, 1971’de Fas’taki başarısız darbe girişiminin ardından Tazmamart Cezaevi’ne kapatılan askerlerin yıllara yayılan esaretini anlatıyor. Romanın asıl meselesi insanın ne kadar acıya dayanabileceğinden çok, bütün bunların ardından kendisinden geriye ne kalacağı sorusunda düğümleniyor. Işığın, zamanın ve dış dünyayla bağların silindiği bu yerde hayatta kalmak başlı başına bir mücadeleye dönüşüyor. Hücrelerin karanlığı belleğe ve bedenle kurulan ilişkiye kadar uzanıyor. Hatırlamak, dua, şiir ve mahkûmların birbirlerine anlattıkları hikâyeler bu kapalı dünyada birer sığınağa dönüşüyor. Anlatım dili, yaşanan acıyı duyumsanabilir kılarken mahkûmları isimlerinden ve geçmişlerinden koparan siyasal şiddeti de görünür kılıyor. İnanç her zaman huzur getirmiyor, hatırlamak iyileştirmiyor; hayatta kalmak da yara almadan çıkmak anlamına gelmiyor. Bütün karanlığın ardından geriye, birbirine ulaşmaya çalışan sesler kalıyor.