Bir sabah uyanıyorsunuz ve New York sokaklarının altınla kaplandığını görüyorsunuz... Peki bu ihtişam büyüleyici bir hakikat mi, yoksa zihnin aldatıcı bir oyunu mu? J.G. Ballard’ın tekinsiz romanı Merhaba Amerika, bu belirsizliğin eşiğinde başlıyor. Babasını arayan ve içinde durdurulamaz bir Amerika tutkusu taşıyan Wayne, Apollo gemisine kaçak olarak biner. Tarihin yüküyle yorulmuş Avrupa’dan kaçan bu gemi, sırlarla dolu insanları bilinmez bir geleceğe taşımaktadır. Ancak vaat edilen topraklar artık amansız bir çöle dönüşmüştür. Tüketim çılgınlığı ve insan kibri, görkemli bir gelecek yerine insanlığa derin bir felaket mirası bırakmıştır. Merhaba Amerika, ekolojik yıkımı yüzümüze çarpan bir eser.