Okuyup okumamakta tereddüt ettiğim kitaplardan biriydi.Ama mektuplarla ilerleyen kitapların beni hiç pişman etmediğini düşünüp (Saklı Bahçeler Haritası gibi) almaya karar verdim.Doğru bir karar verdiğime kanaat getirdiğim için de yazmak istedim.Kitapta,üzerinde uzun uzun keyifle konuşalacak bir sürü konu başlığı var.Bunların hepsinden burada bahsetmeyi çok isterdim.Ancak tabii ki tüm bunları bu alana sığdırmak mümkün değil.Sybıl sevilmesi zor karakterlerden.Ama kendisine ve çevresine karşı dürüst,gerçekçi ama aynı zamanda muzip tavrını sevdim.Kitap özellikle 40’lı yaşlardan sonra geri saydığımız hissinin çöktüğü bu dünyada bize yakışmayacağını,geç kaldığımızı ya da insanların garipseyeceğini düşünüp vazgeçtiğimiz o çok büyük ve çok küçük şeyler için bir ilham kaynağı,sihirli bir dokunuş gibi.Tüm dehşeti ve kederiyle birlikte hayatın yaşamak için insana hep birşeyler daha vaadettiği mesajını bir kadının hayatının son yılları üzerinden sade ve enfes bir şekilde anlatıyor.