Bazen insan, hayatının asıl başlangıcını beklerken hayatın kendisini kaçırır. Giovanni Drogo, genç bir subay olarak göreve başladığı Bastiani Kalesi'nde büyük bir olayın, düşman saldırısının ve kendisini kanıtlayacağı o anın hayalini kurar. Önünde uzun bir hayat, gerçekleştirmeyi beklediği hayaller vardır. Zamanla kaleye, oradaki yaşama ve bir gün mutlaka gerçekleşeceğine inandığı büyük olaya bağlanır. Ancak beklediği şey bir türlü gelmezken yıllar geçer. Dino Buzzati, Tatar Çölünde yalnızca bir subayın hikâyesini anlatmıyor; insanın geleceğe dair beklentilerini, ertelediği hayatını ve zaman karşısındaki çaresizliğini de sorgulatıyor. Hepimizin beklediği bir şeyler yok mu? Daha iyi bir iş, doğru zaman, büyük bir fırsat, hayatımızı değiştirecek bir olay Tatar Çölü, okuru yüksek sesle değil, derinden sarsan kitaplardan. Bittiğinde geriye yalnızca Giovanni Drogo'nun hikâyesi değil, insanın kendi hayatına yönelttiği o zor soru kalıyor: Ya beklediğim şey hiç gelmezse?