Hani bazen "şu duvarların, şu kapının dili olsa da anlatsa ardında ya da içinde yaşananları" deriz yaa tam onu dediği anda yazar küt o güne, o ana ışınlanıyor ve Ruhsar modunda kimseciklere gorünmeden izliyor ve şahitlik ediyor yaşanılanlara gibii. Her olayı kahramanlar ve yerler açısindan da tek tek onların gözüyle hissetme ve anlayabilme imkanını buluyor ki bu muhteşem bişey. Geçmişi, tarihi, dönem işlerini de ekstra seven birisi olarak Nazan Hanım'ın muhteşem betimlemeleri sayesinde adeta sokaklardaki Arnavut Kaldırımlarının kokusu burnuma geldi. Sıcacık, ruha iyi gelen, zaman makinesinde geziyormuşçasına ayaklarınızı yerden kesip uçuş uçuş yapan bir hikaye örgüsü var çok ama çok sevdim.