Hüseyin Rahmi Gürpınar eserinde, son dönem Osmanlı toplumunda batılılaşma sürecinde yaşanan kültürel değişim ve kişilerin kendilerini olduklarından farklı gösterme çabalarını ele almaktadır. Bunu da mizahi ve eleştirel bir dil ile yapmaktadır. Şatırzade Şöhret Bey'in başından geçen trajikomik olayların anlatıldığı kitapta içine düştüğü durumlara hem gülüyor hem de üzülüyorsunuz. Sonuç olarak akıllara şu soru geliyor, İnsan gerçekte olduğu kişi olarak mı yaşar, yoksa içinde bulunduğu sosyal çevrenin beğenisini kazanmak için oluşturduğu kişilikte asıl benliğini mi kaybeder? Sanırım en doğrusu sonuçları ne olacaksa olsun Mevlâna Celâleddîn-i Rûm'nin dediği gibi "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol"