İskenderiye’deki Miramar Pansiyonu’na uzandım bu yolculukta. Mahfuz, 1960’ların Mısır’ını, ülkesinin toplumsal ve siyasi resmini Miramar üzerinden çizer. Mariana’nın işlettiği ve çöküşün son demlerini yaşayan bu pansiyon, birbirinden farklı karakterlere ev sahipliği yaparken; hayatlarına bir anda dahil olan genç, gururlu ve güzel Zühre pansiyonun odağı hâline gelir. Zühre; emek, dürüstlük ve bağımsızlığın sembolü olmasının yanı sıra, her anlamda bir başkaldırının da temsilcisidir. Eserde Mısır; siyasi bir dönüşümün eşiğinde, yolsuzluk ve yozlaşmanın kıskacında aktarılır. Kişisel hırslar ve umutsuzluk sancılarıyla kıvranan bir ülkenin panoraması, Miramar’ın odalarında yeniden hayat bulur.