Kitaba başlarken anlatılanları yer yer saçma buldum. Ancak ilerledikçe beni içine çekmeyi başardı. Beni en çok etkileyen, insanın kendisini tek ve değişmez bir kişilik olarak tanımlamasının ne kadar yanıltıcı olabileceğiydi. Kendimizi tanıdığımızı, nasıl biri olduğumuzu bildiğimizi düşünürüz. Oysa farklı ortamlarda, farklı insanlarla ve farklı koşullarda ortaya çıkan başka yönlerimiz vardır. Üstelik bunların bazıları, kendi benlik algımızla bile çelişebilir. Bu kitap bana yakın zamanda okuduğum Gölgeyle Buluşma'yı hatırlattı. Orada da bastırdığımız, yok saydığımız veya kendimize yakıştırmadığımız bazı özelliklerimizin aslında içimizde varlığını sürdürdüğünden söz ediliyordu. Mesele yalnızca bizim kendimize dair algımızla sınırlı değil. Başkalarının zihninde de birbirinden farklı benliklerimiz var. Herkes bizi kendi bakış açısından tanımlıyor ve bu tanımların hiçbirini bütünüyle kontrol edemiyoruz. Kitap bana en çok bu soruyu düşündürdü: İnsan kendisini gerçekten ne kadar tanıyabilir?