Bir sabah, dünya bir daha hiç eskisi gibi uyanmadı... Şiddetli depremin ardından nükleer reaktörün çekirdeği çatladı. Gökyüzüne savrulan görünmez zehir, toprağı kararttı; şehir, kül rengine büründü. Zaman bile felaketin ağırlığı altında eğilmiş gibiydi. Tahliye edilmeye çalışılan insanlar kaçacak yer bulamazken, bazıları anlam verilemeyen davranışlar sergilemeye, kimileri ise insanlıktan uzak, karanlık biçimlere dönüşmeye başladı. Karanlık Şafak, felaketin ilk saniyelerinden çöküşün başlangıcına kadar uzanan; korku, gizem ve hayatta kalma mücadelesiyle örülü bir hikâyenin kapısını aralıyor. Kimileri kaçacak… Kimileri av olacak… Ve kimileri, küllerin altında saklanan gerçeğin izini sürerek kaderin yönünü değiştirecek. Şafak sökmek üzere... Burada umut, kül kadar hafiftir… Ama karanlık her zaman daha ağırdır.