İslam düşünce tarihinin kurucu isimlerinden Ebû Hanîfe, fıkıh alanındaki içtihatlarının yanı sıra din, şeriat, akıl, vahiy, Sünnet ve itikadî meseleler hakkındaki yaklaşımıyla da sonraki yüzyılları derinden etkilemiştir. Bu çalışma, Ebû Hanîfe’nin tarihî ve fikrî kimliğini erken dönem kaynakları, kendi eserleri, Hanefî-Mâtürîdî literatür ve ona muhalif çevrelerin metinleri ışığında yeniden ele almaktadır. Kitabın araştırma konularının başında, Ebû Hanîfe’ye nispet edilen el-Fıkhu’l-ekber metinlerinin aidiyeti meselesi yer almaktadır. Müellif, biyografi ve tabakât kaynaklarıyla yazma eserleri karşılaştırarak Ebû Mutî el-Belhî’nin rivayet ettiği metnin Ebû Hanîfe’ye ait asıl el-Fıkhu’l-ekber olduğunu delilleriyle ortaya koymakta, daha geç dönemde Hammâd b. Ebî Hanîfe’ye nispet edilen aynı adlı metni ise apokrif bir metin olarak değerlendirmektedir. Çalışmanın sonunda Ebû Mutî rivayeti el-Fıkhu’lekber’in tahkikli Arapça metni ve Türkçe tercümesi de sunulmaktadır. Araştırma ayrıca Ebû Hanîfe’nin din-şeriat ayrımını, usûlüddin anlayışını, akıl ve vahiy ilişkisi ile Sünnet ve hadis yaklaşımını, içtihat ve nesih düşüncesini ele ele almakta; kader, insan fiilleri, iman, büyük günah, tekfir, nübüvvet ve âhiret gibi temel itikadî meselelerdeki görüşleri de ayrıntılı biçimde incelemektedir. Çalışmanın öne çıkan tezlerinden biri de Rey Okulu’nun kurucularından biri olan Ebû Hanîfe’nin, tarihî süreçte Ehl-i Hadîs’in usûlüddin anlayışıyla ilişkilendirilerek farklı bir fikrî kimlikle tanıtıldığıdır. Böylece çalışma, Ebû Hanîfe’nin düşüncesini mümkün olduğunca erken kaynaklar ve kendi metinleri üzerinden anlamayı teklif eden kapsamlı ve tartışmaya açık yeni bir okuma ortaya koymaktadır.