Bir terapi odasında yalnızca sözcükler konuşulmaz. Bazen uzun sessizlikler, yarım kalmış cümleler, titreyen eller, kaçırılan bakışlar ve yıllarca taşınmış yükler de dile gelir. Dokuz Oda, bir terapistin yıllar içinde insan ruhunun farklı hâllerine tanıklığından doğan öykülerden oluşuyor. Kayıp, utanç, çocukluk, aşk, öfke, travma, aile bağları, kendilik arayışı ve iyileşme… Her oda, insanın kendi içinde sakladığı başka bir kapıya açılıyor. Klinik psikoloji alanında çalışan bir akademisyen ve terapistin kaleminden çıkan bu kitap, okuru vaka anlatılarının ötesine taşıyarak insan olmanın kırılgan, çelişkili ve dönüştürücü yanlarıyla buluşturuyor. Çünkü bazı kapılar ancak güvenli bir sessizlikte aralanır. Bazı hikâyeler ise duyulduklarında iyileşmeye başlar.