“Hz. Peygamber’in hadislerini yoğun bir şekilde toplama ve yazılı olarak muhafaza etme faaliyeti, bir “rivayet bilimi”nin doğmasını sağladı. Hz. Peygamber’in biyografisini, savaşlarını ve ilk halifelerin hayatlarını yazmaya yönelik gayret, çok değişik şekiller almış ve olağanüstü gelişmiş olan tarih yazımcılığının doğmasına zemin hazırladı. Bu tarih yazımcılığı faaliyetine, oldukça erken dönemde doğmuş ve her bir bilimi ayrı ayrı ele alan bilim tarihi de eklenebilir. Bu tamamen İslam fikir coğrafyasında doğan tarih yazımcılığının ve onun bağımsız bir şekilde gelişen metodolojisinin önemine ilişkin soru, bildiğim kadarıyla evrensel tarih dalı içerisinde şimdiye kadar ya hiç sorulmamış ya da yeterli derecede ele alınmamıştır.” Eser, İslam’da tarih düşüncesi ve yöntemi konusunu ele almaktadır. Konunun ilgili olduğu zaman dilimi fevkalade uzun ve içerik bakımından oldukça zengindir. Eserde, uzun bir zamana yayılmış olan söz konusu zengin muhtevaya imkânlar ölçüsünde temas edilmiştir. Zikredilen sebepten dolayı eser, kendisini dört isim; yani İbn Haldun, Kâfiyeci, Sehavî ve Suyutî ile sınırlamış ve bu isimler çerçevesinde konusunu tahlil etmeye çalışmıştır.