Yalnızlık yalnızca tek başına kalmak değildir. Bazen insan, çevresinde insanlar varken de kendini uzak, görünmez ve anlaşılmamış hisseder. Konuşmalar sürer, ilişkiler devam eder, gündelik hayat akar; fakat içten içe kimseye gerçekten ulaşamıyormuş gibi bir duygu kalır. Yalnızlık Salgınına Karşı, bu duyguyu bir eksiklik, başarısızlık ya da sevilmezlik kanıtı olarak görmeden anlamaya çalışan bir rehberdir. Michael Carter, yalnızlığın sosyal çekilme, güvenmekte zorlanma, reddedilme korkusu, yakınlık ihtiyacı ve ilişki döngüleriyle nasıl iç içe geçebileceğini sakin ve yargılamayan bir dille ele alıyor. Bu kitap, okura hızlı çözümler ya da kesin değişim vaat etmez. “Daha çok dışarı çıkın”, “kolayca arkadaş edinin”, “yalnız kalmayı bırakın” gibi yüzeysel öneriler yerine, yalnızlığın içinde duyulmayı bekleyen ihtiyaca bakmayı önerir.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı daha kalabalık bir hayat değil; kendini saklamadan var olabileceği daha güvenli, daha gerçek ve daha insani bağlardır.