Mutluluk, bazen kocaman bir kahkahada, bazen küçücük bir anda saklanır. Onu fark ettikçe çoğalır, paylaştıkça büyür. Lina’yla birlikte mutluluğun izini sürmeye hazır mısın?
Kaygı, bazen henüz olmamış şeyleri düşünür, içimizde küçük bir sıkıntı hissederiz. Kaygı bize bir şey anlatmaya çalışır. Onu tanıyıp konuşabildiğimizde, içimiz biraz daha sakinleşir. Lina’yla birlikte kaygının ne söylediğini dinlemeye hazır mısın?
Şaşkınlık, bazen hiç beklemediğimiz bir şey olur ve gözlerimiz kocaman açılır: “Aaa!”İşte şaşkınlık, dünyada hâlâ keşfedecek ne çok şey olduğunu hatırlatan histir. Lina’yla birlikte şaşırmaya ve merak etmeye hazır mısın?
Üzüntü, bazen gözlerimiz dolar, içimiz sessizleşir ve biraz sarılmak isteriz. Üzüntü de diğer bütün hisler gibi bize bir şey anlatır. Onu saklamak yerine tanıdığımızda, kalbimiz yavaş yavaş hafifler. Lina’yla birlikte üzüntünün ne söylemeye çalıştığını öğrenmeye hazır mısın?
Öfke, bazen yüzümüz ısınır, kalbimiz hızlanır ve içimizden kocaman bir “Hayır!” demek gelir. Öfke kötü bir his değildir, bize önemli bir şey olduğunu anlatır. Onu tanımayı öğrendiğimizde, ne yapacağımızı da öğreniriz. Lina’yla birlikte öfkenin ne söylediğini keşfetmeye hazır mısın?