BİR HIRSIZIN İTİRAFLARI… YOKSA BİR EFSANENİN GİZLİ HİKÂYESİ Mİ?
Arsène Lupin’in adı geçtiğinde akla tek bir şey gelmez. Bir mücevherin ortadan kaybolması, kilitli bir odanın ardında bırakılan imkânsız bir iz, polisin elinden son anda kurtulan gizemli bir adam, sahte kimlikler, ustaca hazırlanmış planlar ve bütün bunların ortasında sanki hiçbir şey olmamış gibi gülümseyen bir beyefendi…
Lupin, suç dünyasının sıradan bir hırsızı değildir. O, zekâsını bir silah, zarafetini bir maske ve kimliğini değiştirilebilir bir gölge gibi kullanır. Onu yakalamaya çalışanlar çoğu zaman bir insanın değil, sürekli biçim değiştiren bir bilmecenin peşindedir. Morglar Ormanı ve İtirafları, işte bu bilmecenin ardındaki dünyaya açılan kapıdır.
Bu kez Lupin yalnızca kaçan, saklanan veya plan yapan kişi değildir. Kendi geçmişinin kapılarını aralar; karşılaştığı insanları, peşinden sürüklediği maceraları, gizli hesapları ve suç dünyasının görünmeyen yüzünü yeniden önümüze getirir. Çünkü Lupin konuştuğunda bile gerçeğin tamamını söylediğinden nasıl emin olabiliriz?
Polis onu yakalamak ister. Düşmanları kim olduğunu öğrenmek ister. Okur ise onun gerçek yüzünü görmek ister.
MASKESİNİ ÇIKARAN LUPİN’İN ARDINDA GERÇEKTEN KİM VAR?