1922 sonbaharında Türk ordusu Çanakkale’ye yaklaşırken, İstanbul’daki İngiliz komutanlığı kendisini yeni bir savaşın eşiğinde buldu. Londra’dan gelen talimatlar sertti; sahadaki askerî ve siyasi şartlar ise bambaşka bir hesap gerektiriyordu. Müttefik İşgal Kuvvetleri Başkomutanı Charles Harington, ateş açılması için yetki verdiği saat yaklaşırken Mudanya’da İsmet Paşa ile aynı masadaydı. Anlaşma, Harington’ın anlatımına göre çatışmanın başlamasına yalnızca yetmiş beş dakika kala sağlandı. İstanbul’un işgal yılları, Millî Mücadele’nin askerî zaferiyle değişen güç dengesi ve Mudanya Mütarekesi anlatının Türkiye eksenini oluşturuyor. Harington; İngiliz hükûmetinden aldığı emirleri, Fransız ve İtalyan müttefikleriyle yaşanan ayrılıkları, İsmet Paşa ile yürüttüğü çetin pazarlıkları ve Doğu Trakya meselesini ayrıntılarıyla aktarıyor. Ardından Osmanlı saltanatının son günleri geliyor: Vahdettin’in hayatının tehlikede olduğunu bildirerek İngilizlere sığınması ve İstanbul’dan çıkarılması, Harington’ın bizzat içinde bulunduğu gizli hazırlıklarla anlatılıyor. Lozan sonrasında işgal kuvvetlerinin çekilmesiyle Harington’ın İstanbul’daki üç yıllık görevi de sona eriyor. Charles Harington’ın 1940’ta yayımlanan hatıratı, kırk yedi yıllık askerlik hayatını Sandhurst’tan Güney Afrika Savaşı’na, Birinci Dünya Savaşı cephelerinden İstanbul’a ve Cebelitarık’a uzanan geniş bir çizgide kayda geçiriyor. Türkiye’ye ayrılan bölümde anlatıcı, olayların dışındaki bir gözlemci değil; karar veren, emir alan, emir veren ve sonuçlarının sorumluluğunu taşıyan işgal ordusu komutanıdır. Bu konum, Çanakkale Krizi, Mudanya Mütarekesi, Vahdettin’in ayrılışı ve İstanbul işgalinin sonunu Britanya askerî yönetiminin içinden okumaya imkân verir. Harington’ın yıllar sonra kendi kararlarını savunurken kullandığı dil de hatıratın tarihsel malzemesinin ayrılmaz bir parçasıdır.